Kerim Demir>> Site içi arama
Hoşgeldiniz Kerim Demir |

Bilgi

YENİ EKLENENLER

İçerik

Kerim DEMİR

idariyonetimtezi

OSMANLI İDARİ YAPISINDAKİ TUHAFLIKLAR

17. yüzyılın ortalarına gelindiginde vezir rütbesine sahip olanların yani beylerbeyi ya da vali olmaya hak kazanmısların sayısındaki artısa karsın eyalet sayısının aynı kalması bu gibi kisilere uygun görev yerleri bulunamaması sorununu ortaya çıkarmıstır. Bu durumda hükümet bazı sancakları baglı oldukları eyaletlerden bölerek bu kisilere buraların gelirlerini arpalık olarak
vermeye baslamıstır. Ancak bu kisiler kendilerine gelir olarak verilen bu yerleregitmek ve yönetimi eline almak yerine kendilerine vekil tayin ederek merkezde kalmayı tercih etmislerdir. O bölgenin belirli ailelerine mensup olan bu vekil kisiler önceleri müsellim, kaymakam daha sonraları ise mütesellim diye adlandırılmıslardır13.Böylece karsımıza yeni bir yönetim birimi olarak çıkan mütesellimlik kurumu yalnızca arpalık olarak degil, tımar sisteminin bozulmasıyla birlikte bosalan tımarların mukataat haline getirilerek belli kisilere ihale yoluyla verilmesi seklinde de görülmüstür. Yine III. Selim döneminde Nizâm-ı Cedid reformlarının
uygulanması için gereken para bazı sancak gelirlerinin yeni kurulan hazineye aktarılmasıyla saglanmıs ve buraların idaresi için yine mütesellimler görevlendirilmistir


ilk devirlerde atanan mütesellimler; çavuslar, kethüdalar, silahsorlar ve mühürdarlardan seçilirken 18. yüzyıl baslarından itibaren Dergâh-ı Ali Kapıcıbasılıgı rütbesindeki kisilerden seçilmistir15. Diger bir mütesellim atama sekli ise vali ya da mutasarrıflar tarafından yapılanıdır. Bu atama iki sekilde olurdu. Birinci olarak, eger vali baska bir yerde görevde ya da bir seferde ise geçici olarak yerine bir mütesellim atardı. Bunlara kaymakam da denilirdi. Diger atama ise valinin eyaleti dahilindeki sancaklara sürekli
mütesellimler yollaması seklinde idi. Bu yöntem genelde eyalet valilerinin ya da birden fazla sancagın mutasarrıfı olan kimselerin bu yerleri tek baslarına yönetememelerinden kaynaklanmıstır. Genellikle bu is için valiler kendi kapı halklarından birini
görevlendirmislerdir. Ataması yapılan mütesellimler önce buyruldularla (Bir çesit atama kararnamesi) sancagın kadısına bildirilir ve atama yazısı mahkeme ileri gelenlerinin hazır bulundugu toplantıda okunurdu. Daha sonra ise ser’iye siciline
kayıt edilir ve halka görevlendirme ile ilgili duyuruda bulunulurdu. Bütün bunların yanında atamanın kesinlik kazanması için padisahın onayı gerekirdi. Ataması rütbe olarak uygun olmayanların ise rütbelerinde yükseltme yapılarak göreve baslamaları saglanırdı16. Mütesellimlerin görev süreleri genelde Mart basından Subat sonuna kadar olmak üzere tam bir yıldı. Uygun görüldügünde ise süre uzatılırdı. Mütesellimlerin görevleri ise sancak beyleri ve mutasarrıflara yüklenen görevlerle aynı idi. Onlarda sancaktan toplanacak vergileri merkez hazinesine ulastırırlar, yönettigi bölgenin asayisini ve düzenini saglarlardı17. Ancak
mütesellimler de tasradaki diger görevliler gibi bozulan düzene uymuslar; halka zulüm yaparak haksız vergiler toplamıslar, zimmetlerine para geçirerek görevlerini kötüye kullanmıslardır.


Bu yolla yönetilen sancakların sayısı gün geçtikce artmıs ve Tanzimat’ın ilanına kadar devam etmistir. Bu durum ise tasrada yönetimin enderun kökenlilerden yerel ve ehliyetsiz kisilerin eline geçmesine sebep olarak merkezi kontrolü zayıflatmıs ve kargasa ortamını artırmıstır.


Eyalet yönetiminde vali dısında onunla aynı yetkiye sahip “Mutasarrıf” denen bir yönetici daha bulunmaktaydı. Vezir rütbesi almıs kisilere hükümet çesitli nedenlerle uygun görev yeri veremeyince, bunların geçimlerini saglamak için arpalık ta oldugu gibi birkaç sancagın yönetimini veriyordu. Böyle yerlerin idaresini üstlenen kisilere mutasarrıf denilmistir. Bazen de baska görevi olan pasa veya vezire ek gelir olarak bazı sancakların yönetimi mutasarrıflık olarak verilmistir. Mutasarrıfların eyalet valilerinden farkı kendilerinin bir pasa sancagı seçip orada oturmamaları idi. Bazı istisnai durumlarda bazı mutasarrıflar bir merkez sancak seçip yönetimini dogrudan üstlenmislerdir


Yukarıdaki bu bilgiler ısıgı altında su söylenebilir ki; 1550’lerde baslayan Osmanlı klasik sistemindeki çöküntü 19. yüzyıla gelindiginde imparatorlugu tam bir kaos ortamına sürüklemisti. Askeri ve idari sistemin bozulmasıyla birlikte tasradaki halk agır vergi yükü, tasra idarecileri ve eskıyaların zulmünden topragını terk eder duruma gelmistir. Adaleti saglamakla görevli kadılar ise haksızlıkta diger
idarecilerden geri kalmamıslardır


1836 yılına gelindiginde Anadolu’da Nizam-ı Cedid taburları gibi olusturulan Redif taburlarının artan ihtiyaçları karsılamak ve gerektigi gibi egitim almalarını saglamak amacıyla klasik idari sistem kökünden degistirilerek müsirlikler
olusturulmus ve valinin yerini müsirler almıstır42. Vali unvanı Tanzimat’tan sonra tekrar kullanılmaya baslamıstır. Bu sayede çok dagınık halde bulunan redif taburlarının bir elden yönetilmesi amaçlanmıstır. Müsirler genelde devlete büyük yaralılık göstermis kisilerden ve yeni kurulan Asâkir-i Mansure-i Muhammediye ordusunun yararlılık gösteren subayları arasından seçilmistir.
Anadolu’da müsirliklerin bölünmeleri su sekildeydi; Kocaeli, Bolu, Karesi, ve Eskisehir sancakları Hüdavendigar Müsirligine, Kütahya, Karahisar sancakları Redifi Hassa Hüdâvendigâr Ferikligi adı altında yine Hüdâvendigâr Müsirligine,Konya, Aksehir, Beysehir, çel, Nigde, Aksaray sancakları Konya Müsirligine yine Teke ve Hamit sancakları Konya Müsirligine, Ankara, Kengiri (Çankırı),
Kastamonu, Viransehir (Safranbolu), Çorum sancakları Ankara Müsirligine, Aydın, Saruhan, Sıgla, Mentese sancakları Aydın Redifi Müsirligine, Erzurum, Van, Beyazıt sancakları Erzurum Müsirligine Çıldır ve Kars ise Feriklik unvanıyla bu
Müsirlige, Edirne’nin eski kazaları, Çirmen Sancagı, Yanbolu, Nahiyesi, Kızanlık, Çırpan Yeni ve Eski Zagra, Filibe, Pazarcık kazaları birlestirilerek Edirne Müsirligine, Kayseri, Bozok, Kırsehir sancakları, Yeni l Voyvodalıgı, Madeni Hümâyun ve Has kazalar olduklarından Feriklik olarak kaldılar


MUHTARLIK
II. Mahmut döneminde karsımıza çıkan yeni bir kurum da muhtarlık örgütüdür. Günümüze kadar yapısını hemen hemen hiç degistirmeden koruyan bu kurum devletin halkla iliskilerini düzenlemesi açısından ülke idaresinde büyük
öneme sahiptir. ilk olarak II Mahmut’un istanbul’da güvenligi saglamak, nüfusu kontrol altında tutmak için 1829 yılında kurdugu bu kurum daha sonraları Anadolu’nun diger yerlerinde de olusturulmustur.

Bütün bu görev ve yetkilerine ragmen muhtarlık kurumu da sehirlerde, mahallelerde ve köylerde olan kargasayı önlemede yetersiz kalmıstır. Ancak su da unutulmamalıdır ki; muhtarların seçimle isbasına gelmeleri halkta seçim bilincinin ve çok zayıfta olsa demokrasi anlayısının yerlesmesine katkı saglayacak dönüsümleri hızlandırmıstır.

NÜFUS SAYIMI

II. Mahmut döneminde yapılan önemli bir gelisme de modern anlamda ve ilk defa nüfus sayımı yapılmasıdır. ilk nüfus sayımının ne zaman yapıldıgına dair degisik görüsler olmakla beraber 1830 yılında genel bir sayım yapıldıgı Prof. Dr. Musa Çadırcı tarafından tespit edilmis bulunmaktadır.

Bu genel nüfus sayımı yeniçeri ocagı kaldırıldıktan sonra yeni olusturulan ordunun potansiyel asker gücünü tespit etmek ve vergi verebilecek durumdakileri saptamak amacıyla yapılmıstır. Ayrıca sayım sonuçlarının degerlendirilmesi için stanbul’da bir Ceride Nezareti tasrada ise Defter Nazırlıkları olusturulmustur. II. Mahmut devrinde baslatılan merkezilestirme çabaları sonucunda merkezi idarede de bir takım degisiklikler yapılmıstır. ilk olarak yeniçeriligin kaldırılmasından sonra Seraskerlik (Genel Kurmay Baskanlıgı) makamı kurularak askerlikle ilgili isler buraya baglanmıstır. Seyhülislamlara ise ilk kez bir büro verildi. Bab-ı Mesihat veya Fetvahane olarak bilinen bu kurulusun devlet dairesi haline sokulmak istenmesi seyhülislamların popüler ve etkin gücünün temelini yıkarak, degisikliklere karsı koyma yetenegini zamanla yok etmistir.

Bunlarla beraber sadrazamda toplanan yetkiler yeni kurulan bakanlıklar arasında paylastırılarak is bölümüne gidilmistir. ilk olarak 30 Mart 1838’de yapılan bir düzenleme ile Sadaret Makamı “Basvekalete” dönüstürüldü. Bu makam hangi bakana layık ise ona ilaveten verilecek ve diger bakanlar arasındaki koordinasyonu saglayacaktı. Basvekaletlik dısında Sadaret Kethüdalıgı önce Umur-u Dahiliye
Nezareti’ne daha sonra da Dahiliye Nezareti’ne, Reisülküttaplık Hariciye Nezareti’ne Darphane-i Amire ve Hazine-i Amire Maliye Nezareti’ne dönüstürüldü. Ayrıca Evkaf, Ticaret ve Maarif Nezaretleri kurulmustur. Bu dönemde bürokraside gittikçe artan ihtisaslasma ve artan iliskilere paralel olarak evrak akısının daha saglıklı islemesi amacıyla bakanlıkların yanında 1851’de Babıali Evrak Odası kurulmustur. 1846 yılında ise yangınlara karsı dayanıklı olarak Hazine-i Evrak adlı modern bir arsiv binası yapılarak belgelerin düzenli saklanması saglanmıstır.

Ayrıca sivil bürokrasinin önem kazanması ve Osmanlı devlet yönetiminde dengelerin degismesi üzerine mülki görevlilerin rütbeleri de evvel, sani, salis ve rabi olmak üzere yeniden belirlendi47. Bunların yanında bir tercüme odası kurularak Avrupa ile iliskilerin daha sistemli bir sekilde yürütülmesi ve gelismelerin daha yakından takip edilmesi saglanmıstır. II Mahmut dönemindeki bir yenilikte yeni meclislerin olusturulmasıdır. Yeniçeri ocagının kaldırılmasından sonra ıslahatlara yön verecek, kararların alınacagı
bir kurula ihtiyaç duyularak önceleri III. Selim dönemimdeki Meclis-i Mesveret’e Serasker Seyhülislam Sadrazam
Müsir Sadr-ı Rumeli Rütbe-i evvel Ferik Sadr-ı Anadolu Rütbe-i sani, sınıf-ı evvel Mirimiran istanbul payesi Rütbe-i sani, sınıf-ı sani
Mirliva Haremeyn mollası Rütbe-i salis, sınıf-ı evvel Miralay Bilad-ı Erbaa mollası payesi Rütbe-i salis, sınıf-ı evvel
Kaymakam Mahreç mollası payesi Rütbe-i rabiBinbası istanbul müderrislik payesi Divan-ı Hümayun hacegânı Bu liste M. Çadırcı tarafından hazırlanmıstır.

Tanzimat’ın ilanın bekli de en önemli amaçlarından biri eyaletlere bölünmüs genis Osmanlı toprakları üzerindeki yok olmaya yüz tutmus merkezi otoriteyi tekrar saglamlastırmaktı. Mısır valisi Mehmet Ali Pasa’nın Anadolu’nun içlerine kadar sokulup, Osmanlı tahtını tehdit etmis olması merkezi otoritenin ne derece zayıfladıgını ve bu durumun devletin devamı için düzeltilmesi gerektigini gösteren
en önemli kanıtlardan biri olmustur. Bu durumun bilincinde olan Osmanlı devlet adamları Tanzimat’ın ilanı ile birlikte eyalet valileri üzerindeki denetimlerini saglayacak bir dizi önlemler alarak ise baslamıslardır.


Tanzimat merkeziyetçiliginin öncüsü Mustafa Resit Pasa’ya göre yönetim örgütünün Tanzimat ilkelerine uygun çalısabilmesi için gerekli olan, valilerin “istibdat”cı yönetimine son vermek bunun için de valiler dahil eyalet yöneticileriniaylıklı görevlilere dönüstürmek ve yetkilerini sınırlandırmak ve merkeze bagımlı tutmak, bu arada halkın yönetime katılmasını ve valilerin mesveret’le is görmesini
saglamaktı Bu görüse uygun olarak Tanzimat’ın ilanıyla valilerin çok genis olan yetkilerinde kısıtlamalara gidilmistir. Valilerin mali görevleri ellerinden alınarak uygulamalarından Babıâli’ye karsı sorumlu tutulmustur. Eyaletlerin maliye isleri ise
defterdar75 denen görevliye bırakılmıstır. Ayrıca bu dönemde askerlik alanında yapılan düzenlemelerle birlikte valilerin asayisi saglama görevleri de Zabtiye Örgütüne geçmis bulunuyordu.

Valilerin yeni görevleri ise bir talimatname ile belirlenmisti. Bu talimatname ye göre valilerin görevleri su sekilde belirlenmisti; öncelikle onlardan Tanzimat’ın öngördügü ıslahatları yapmaları ve eyalet meclislerinde alınan kararlara uymaları istenmistir.
Valiler devlet gelirlerinin ve toplanan vergi miktarının dogrulugu konusunda defterdar ve kaymakamların bildirimlerini kontrol edecek ve çıkacak aksaklıklardan sorumlu olacaktı. Maas ve masrafların kontrolü de valilerin sorumluluklar arasında olup, bu konularda ki usulsüzlüklerde hukuki islemler yapılacaktı. Ayrıca valilerden kimseye zulm ve iskence yapmamaları, resmi yazısmaların yalnızca konuyla ilgili bakanlıkla yapılması ve hukuk davalarında halktan uygunsuz vergi ve mahkeme harcı alınmaması istenmekteydi.
Yol güvenliginin ve bölgenin emniyetinin saglanması, bir bölgede bulunan eskıyanın etkisiz hale getirilmesi de yine valinin görevleri arasındaydı. Valilerin yetkilerindeki bu daralma ve birer uygulayıcı konumuna düsmeleri onların devlet hizmetlerini gerektigi sekilde hızlı uygulama olanaklarını kaybettirmisti. Yerel meclislerin kararları Meclis-Vâlâ’nın onayından sonra uygulanıyordu. Bu da uygulamayı ve dolayısıyla valilerin islerini zorlastırıyordu. Eyalet idaresi bu düzeniyle 1856 Islahat Fermanı’na kadar devam etmis o tarihten sonra ise yeni düzenlemeler yapılarak ülke idaresi daha sistemli ve merkezi bir hale getirilmistir.
 
Valilerin Sancak Yönetimi
Tanzimat Fermanının ilanı ile birlikte Osmanlı klasik sisteminde eyaletlerin alt birimi olan sancaklar temel idari birim olma özelligini bu dönemde de korumuslardır. Bu dönemde sancakların idaresi mütesellimlerden alınmıs yerlerine günümüze kadar da varlıgını koruyan kaymakam denen görevliler atanmıstır. Kaymakamların ve mal müdürlerinin görev ve sorumluluklar 1849 yılında çıkarılan
bir talimatname ile belirlenmisti. Kaymakamların atamaları ve diger özlük isleri baglı bulundukları Dahiliye
Nezareti tarafından yapılırdı. Dogrudan bakanlıga baglı olmalarına ragmen kaymakamların tasrada yetkileri valilere karsı sorumlulukları sebebiyle sınırlı idi.

Kaymakamlar sancaklarda mevcut sancak meclislerinin baskanı idi. Bu mecliste bölgenin egitim, saglık, mali, belediye hizmetleri gibi sorunlar görüsülüp karara baglanır ve bu kararların icrası kaymakamlar tarafından saglanırdı. Kaymakamlar güvenligin tehlikeye düstügü, suç oranının arttıgı durumlarda meclisi toplayarak, asker gönderilmesini saglayacaktı. Asker sayısı yetersiz oldugu
durumlarda ise validen yardım isteyerek eyalet meclisinin kararına göre hareket edecekti. Mali konularda Maliye Nezareti’ne uyulacak ve bakanlık sonuçtan haberdar edilecekti. Sancakların yönetimi konusunda alınan kararlar valinin istek ve emirleri dogrultusunda görüsülüp karara baglanacak ve bundan valinin haberi olacaktı.


Bu dogrultuda 1849 yılında Meclisi Vâlâ’da hazırlanıp yürürlüge konulan bir yönetmelik yayınlandı. “Eyalet Meclislerine verilecek Tâlimat-ı Seniyye” diye resmisekilde adlandırılan bu tâlimat ülke idaresine yeni bir düzen veren bir Vilâyet Nizâmnamesidir


Bir giris, dokuz bölüm ve 68 maddeden olusan bu yönetmelikle eyalet, sancak kaza ve köy idaresinde 1842 düzenlemesiyle uygulanan degisiklikler yeniden belirlenmis, her kademedeki yöneticilerin görevleri ayrıntılı olarak ilk kez bir arada verilmistir. Bu yönetmelik 1864 Vilâyet Nizâmnamesine kadar Osmanlı tasra idaresinin temel yasası olmustur.

Kazaların bugünkü anlamda idari birer birim olmaları 1842 yılının Mart ayına denk gelir. Bu tarihten önce Tanzimat Fermanı ve onu takiben ülke yönetiminde yapılan bazı düzenlemelerde istenilen sonuçlar alınamamıstı. Onlardan biridemuhassılık uygulaması idi. ki yıl gibi kısa bir süre denenen bu yöntemden beklenen verim alınamayınca idari yapıda yeni degisiklikler yapılarak kaza idari birimi
olusturuldu. Böylece idari bölünme eyalet, sancak ve kaza olarak yeniden belirlendi. Kazanın idari bir birim olmasının gerekçeleri ve bununla birlikte eyalet ve sancak yönetiminde yapılan degisiklikler Padisah Abdülmecit’in Hatt-ı Hümâyununa dayanarak hazırlanmıs ve14 Subat tarih ve 238 sayılı dönemin tek resmi gazetesi Takvim-i Vekayi’de su sekilde belirtilmisti; Bu yazıdan da anlasıldıgı üzere
Tanzimat’ın ilanını takiben eyalet ve sancakların idaresinde ve maliyesinde görevlendirilen müsir, defterdar, zabtiye memurları ve diger görevliler, istenileni vermekten uzak kalmıstır. Bu görevliler ne mali yapıyı düzene sokmus, ne de asayisi tam olarak saglayamamıslar ve kendi aralarında anlasamazlıklara düsmüslerdir.


Kazaların dari Birim Olması

Kazaların bugünkü anlamda idari birer birim olmaları 1842 yılının Mart ayına denk gelir. Bu tarihten önce Tanzimat Fermanı ve onu takiben ülke yönetiminde yapılan bazı düzenlemelerde istenilen sonuçlar alınamamıstı. Onlardan biride muhassılık uygulaması idi. iki yıl gibi kısa bir süre denenen bu yöntemden beklenen verim alınamayınca idari yapıda yeni degisiklikler yapılarak kaza idari birimi
olusturuldu.

Böylece idari bölünme eyalet, sancak ve kaza olarak yeniden belirlendi. Kazanın idari bir birim olmasının gerekçeleri ve bununla birlikte eyalet ve sancak yönetiminde yapılan degisiklikler Padisah Abdülmecit’in Hatt-ı Hümâyununa dayanarak hazırlanmıs ve14 Subat tarih ve 238 sayılı dönemin tek resmi gazetesi Takvim-i Vekayi’de su sekilde belirtilmisti; Bu yazıdan da anlasıldıgı üzere
Tanzimat’ın ilanını takiben eyalet ve sancakların idaresinde ve maliyesinde görevlendirilen müsir, defterdar, zabtiye memurları ve diger görevliler, istenileni vermekten uzak kalmıstır. Bu görevliler ne mali yapıyı düzene sokmus, ne de asayisi tam olarak saglayamamıslar ve kendi aralarında anlasamazlıklara düsmüslerdir.

Buna göre her eyaletin maliye, mülkiye, zaptiye isleri, valiye emanet ediliyor, ona yardımcı olmak üzere bir defterdar eyalete baglı sancaklara kaymakam ve yeni idari birim olan kazalara ise Esraf-ı Hanedandan bir müdür atanıyordu. Bu uygulama ile halkın güvenliginin saglanarak vergilerin daha düzenli toplanacagı ve vergi gelirlerinin geçmis yıllara oranla artacagı düsünülüyordu.




3.9. 1871 Vilâyet Nizâmnamesi ve Kazalar ilgili Hükümleri


22 Ocak 1871 yılında yürürlüge konan bu yeni nizâmname ile ülke idaresi daha sistemli hale getirilerek idari taksimat; vilâyetlerin livalara, livaların kazalara, kazaların nahiyelere, nahiyelerin ise köylere ayrılması seklinde belirlenmistir144. Bu nizâmnamedeki ilk göze çarpan degisiklik köy ve kaza arsında yeni bir idari birim olan nahiyelerin kurulmasıydı145. Bundan baska bu nizâmname ile
vilâyet idaresinde is bölümü daha belirgin hale gelmekle beraber yürütme alanında merkezi hükümetin kontrolü daha da artırılmaktaydı. idare meclislerinin görevleri ise daha kapsamlı olarak bu nizâmnamede belirtiliyordu. Ayrıca yargı alanında bir nizâmname mevcut oldugundan bu Vilâyet Nizâmnamesi’nde 1864 Nizâmnamesi’nde oldugu gibi yargı sisteminin çalısması belirtilmemistir146. 1871 Vilâyet Nizâmnamesi’nde kaza idaresindeki görevliler su sekilde idi;

Kaymakam:

Kaza kaymakamları mülki, mali, zabtiye ve davalardan sonra alınan kararların, belgelerinin düzenlenmesi gibi görevlerin yürütülmesini saglayacaktı. Ayrıca bu nizamnamenin 35 ve 36. maddelerinde mutasarrıfların görevlerinin belirtildigi kısımda kazanın idaresiyle ilgili olanlar kaymakamın göreviydi

Kaymakamlar nahiye müdürlerinin ilgili bölümde belirtilen kurallara göre seçilmeleri, nahiye meclislerini liva mutasarrıflarından izin alınarak toplatılması, ve bu nahiye meclislerinde alınan kararların liva mutasarrıflarının izniyle kaza meclislerinde görüsülüp uygulamaya konulması ve nahiyelerin denetlenmesi görevlerini yürüteceklerdir.


idare Katipleri:

Kaza idare katipleri kaymakamlıgın bütün yazısmalarını kayıtlarını toplamak ve saklamakla yükümlüdür. Kaza idare katipleri kaç kisi olursa olsun yazısma ve kayıt isleriyle müsterek sekilde ilgilenmekle sorumlu olmakla beraber eger icap ederse Kaza idare ve dava meclisinin ve diger dairelerin her çesit kalemiye islerini kaymakam emriyle yardım etmeye mecburdurlar.


Emlak ve Nüfus Memurları:

Öncelikle emlak ve nüfus memurları genel tahrir defterlerini muhafaza edeceklerdi. ikinci olarak ise bu memurlar kazalardaki emlak ve nüfus hareketlerini devamlı bildiren cetveller hazırlayacaklar ve kazanın mürur tezkereleri ve pasaport islemlerini usulüne uygun olarak idare edeceklerdi.

Zabtiye Zabiti:
Kazadaki zaptiyelerin sorumlulugu en büyük zabite ait olup zabtiye
zabitinin görevleri Zabtiye Nizâmnamesi ve talimatında belirtildigi sekildedir.



3.10. 1876 Devlet Salnamesine Göre Türkiye’de
idari Bölünme ve Kazalar


Bab-ı Zabtiye "dare Olunan Sancaklar:
1."zmit Sancagı: Kazaları: Karamürsel, AtaPazarı (Adapazarı), Geyve, Kandıra.
2.Çatalca Sancagı: Kazaları: Çekmece-i Kebir, Silivri, Çekmece-i Sagir, Kartal
Adalar, Yeniboza, Sile, Beykoz.
ED"RNE V"LAYET":
1.Edirne Sancagı: Kazaları: Dimetoka, KırkKilise, Maa Çimren, Cisri Mustafa
Pasa, Cisri Ergene, Babay-ı Atik, Beykar Hisar, Maa Hatunili, Kızılagaç, Havsa,
Ferecik.
2.Filibe Sancagı: Kazaları: Pazarcık, Zagra-i Atik, Hasköy, Kazanlı, Çırpan,
Ahiçelebi, Sultanyeri.
3."slimiyye Sancagı: Kazaları: Burgoz, Aydos, Zagra-i Cedid, Ahyolu, Yanbolu,
Karınabad, Misevri.
4.Gelibolu Sancagı: Kazaları: Gümilcine, Kesan, nos, maa Evrese, Sarköy.
5.Tekfurdagı Sancagı: Kazaları: Vize, Çorlu, Lüleburgaz, Malkara, Midye,
Hayrabolu.
HÜDAVEND"GAR V"LAYET"
1.Bursa Sancagı: Kazaları: Mihaliç, Mudanya, negöl, Bilecik, Yenisehir,
Gemlik
69
2.Karesi Sancagı: Kazaları: Ayvalık, Erdek, Edremit, Bigadiç, Soma, Kemer-i
Edremit
3.Kütahya Sancagı: Kazaları: Usak, Eskisehir, Gedos, Simav, .
4.Karahisar-ı Sahib Sancagı: Kazaları: Sandıklı, Çay, Bolvadin, Musilca
Germiyan Kasabası.
ANKARA V"LÂYET"
1.Ankara Sancagı: Kazaları: Ayas, Beypazarı, Seferhisar, Haymana, (Kurpazarı)
Nallı, Bala, Zeyr, Çubukabad, Yabanabad, Mihalıcık.
2.Yozgat Sancagı: Kazaları: Çorum, Akdag Madeni, Sungurlu, Bogazlıyan.
3.Kayseriyye Sancagı: Kazaları: Develi, ncesu.
4.Kırsehir Sancagı: Kazaları: Keskin, Avanos,Mecidiye Çubuk Dagı
S"VAS V"LAYET"
1.Sivas Sancagı: Kazaları: Aziziye, Tokat, Koçkiri, Divrigi, Darende, Gürün,
Tavas, Hafik, Bıldızli,
2.Amasya Sancagı: Kazaları: Merzifon, Zile, Mecidözü, Osmancık, Erbaa,
Köprü, Ladik, Maden-i Sim
3.Karahisar-ı Sarki Sancagı: Kazaları: Susehri, Koyulhisar, Milas, Alucra,
Giresun.
KASTAMONU V"LÂYET"
1.Kastamonu Sancagı: Kazaları: Safranbolu, nebolu, Tosya, skilib, Cebre,
Tasköprü, Tatay, Araç.
2.Sinob Sancagı: Kazaları: Boyabad, stifan.
70
3.Kengiri Sancagı: Kazaları: Çerkes, Kalecik.
4.Bolu Sancagı: Kazaları: Göynük, Gerede, Eregli, Bartın, Düzce.
KONYA V"LAYET"
1.Konya Sancagı: Kazaları: Karaman (Larende), Aksehir, Eregli, Ilgın,
Seydisehir, Beysehir, Hadım, Bozkır, Eskisan Karabınar.
2.Teke Sancagı: Kazaları: Alaiye, Elmalı, Akseki, Kas.
3.Isparta Sancagı: Kazaları: Uluborlu, Egridir, Yalvaç, Karaagaç
4.Nigde Sancagı: Kazaları: Nevsehir, Ürgüp, Aksaray, Bor.
5.Burdur Sancagı: Kazaları: Asikaraagaç, Tefenni.
ADANA V"LÂYET"
1.Adana Sancagı: Kazaları: Tarsus, Mersin, Karaisalı.
2."çel Sancagı: Kazaları: Maa Sinanlı, Sarıkavak, Köselerli, Mut, Zeyne, Gülnar,
Ermenek, Anamur.
3 Kozan Sancagı: Kazaları: Bilayköy, Kars, Haçin.
4.Payas Sancagı: Kazaları: Osmaniye.
TRABZON V"LÂYET"
1.Trabzon Sancagı: Kazaları: Ordu, Rize, Of, Tirebolu, Sürmene, Tonya ve
Vakf-ı Kebir, Görele, Aybasdı.
2.Lazistan Sancagı: Kazaları: Hopa, Atne, Çurkusu
3.Gümüshane Sancagı: Kazaları. Torul, Kelkit, Siran.
71
4.Canik Mutasarrıflıgı "dare-i Müstakil: Kazaları: Çarsamba, Bafra, Ünye,
Niksar, Nerme.
ERZURUM V"LÂYET"
1.Erzurum Sancagı: Kazaları: Pasin-i Ulya ve Sufle, spir Tortum, Keskim,
Bayburd, Tercan, Maa Göynük Kıgı.
2.Van Sancagı: Kazaları: Ercis, Adilcevaz; Mekin, Maa Karcikan, Vusgan,
Gevas, Gevar, Hosab..
3.Erzincan Sancagı: Kazaları: Kırcinas Kemah, Kuzican, Ovacık, Kuruçay,
Mazgirt.
4.Mus Sancagı: Kazaları: Teblis, Malazgirt, Bulanık, Varto, Çukur ve Mutki.
5.Çıldır Sancagı: Kazaları: Mülhakat-ı Ardahan, Ardanuç Nahiyesi.
6.Kars Sancagı: Kazaları: Suragil maa Akbaba, Çirkas, Zarosat, Kagızman, maa
Keçvan.
7.Bayezıd Sancagı: Kazaları: Maa Mülhakat-ı Ziyadin, Patnos, Atnab, Ahtar,
Karakilise.
AYDIN V"LÂYET"
1."zmir Sancagı: Kazaları: Kusadası, Çesme, Tire, Ödemis, Urla, Koçine,
Menemen, Bayındır.
2.Aydın Sancagı: Kazaları: Narlı, Bozdogan, Söke, Denizli, Buldan.
3.Saruhan Sancagı: Kazaları: Turgutlu, Kula ,Atala, Gördes, Akhisar, Esme,
Demirci, Alasehir, Bergama, Kırkagaç.
4. Mentese Sancagı: Kazaları: Bozöyük, Milas, Bodrum, Tavas, Megri,
Marmaris.
72
D"YARBEK"R V"LÂYET"
1.Diyarbekir Sancagı: Kazaları: Lice, Ergani, Siverek, Silvan.
2.Mamerat-ül Aziz Sancagı: Kazaları: Keban, Arapkir, Egin, Çar sancak, Palu.
3.Mardin Sancagı: Kazaları: Midyat, Cizre,Ünye, Sırnak.
4.Siirt Sancagı: Kazaları: Sirvan, Arda, Sason, Rızvan.
5. Malatya Sancagı: Kazaları: Akçadag, Hısnımansur. Kahne


(Kaynak:Sadık Fatih TORUN, Tanzimat'tan Meşrutiyet'e  Türkiye'de kaza yönetimi)
Sola Kaydır

Kerim DEMİR(www.kerimdemir.tr.gg)

 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=