Kerim Demir>> Site içi arama
Hoşgeldiniz Kerim Demir |

Bilgi

YENİ EKLENENLER

İçerik

Kerim DEMİR

Osmanlidaidaritaksimat

OSMANLI DÖNEMİNDE YÖNETİM
Devletin idari taksimatı III.Murad zamanında Kaza, Sancak ve Vilayet olarak belirlenmiştir.

Nahiye’de “Nahiye Müdürü”, Kaza’da “Kaymakam”, Sancak’da “Mutasarrıf”, memurları bulunurdu. Mülkî taksimatında mutasarrıf idaresinde bulunan memleket parçasına sancak yerine Liva’da denilirdi.

Bu dönemde ayrıca Hükümet Sancakları denilen ve muhtariyet yetkisi verilen idaresi mahalli beylere bırakılan sancaklar da vardı. Amacı
buradaki mahalli beyleri devletin resmi görevlisi yaparak bir ölçüde merkezi otoriteye bağlamak olan bu anlayışla  Diyarbekir, Van ve Bağdat eyaletlerindebu tür sancaklar oluşturulmuştur.

Beğler–beği :Selçuklular zamanında sadece savaş sırasında var olan bu makam, daha sonra devamlılık kazanmıştı.

Osmanlılarda ilk defa 1362’de Rumeli Beylerbeyliği olarak kurulmuştu.XVI. yüzyılda, İdarede değişme ile, Beğlerbeğlikler “Vilayet’e dönüşerek, Beğlerbeği terimi etkisini XVIII yüzyılda kaybedecektir.VI.Yüzyılda Beğlerbeğliği karşılığı olarak “Mir – Miran” da kullanılmıştır.

Vâli :Vilayet, Osmanlılarda Beğlerbeğlinin yerini alınca, Vâli, bu defa Beğlerbeğliği anlamında kulanılmıştır.

Subaşı :Kelime olarak asker – başı, Ordu komutanı olup, terim manâsıda bundan gelmektedir. Bir mıntıkanın (sûbaşılığının) askerlerine komuta eden kişi demek olup, aynı zamanda orada Sultanın necibidir.

Beğ / Sancak Beğ: Hükümdar ailesinden olmayan en üst rütbedeki kişilere bu unvan verilmiştir. Selçuklularda sübaşı’nın ünvanı “beğ” idi. Osmanlılarda sancağın başında Sancak beği bulunmaktadır.

 

Mütesellim: Sancak beğleri bir sancağa tayin edildiklerinde kendileri namına görevi teslim almak üzere hemen bir mütesellim gönderirdi. Sancak Beği veya Beğlerbeği geldiğinde Mütesellim’in görevi biterdi. XVII. Yüzyıldan itibaren Sancak beğleri görevlerinin başına gitmeyip Mütesellim gönderirlerdi. Bunlar genellikle o yörenin etkili kişileri olurlardı.

Önceki vekil iken daha  sonra  valinin  emrinde  Sancak – Liva görevlisi  olmuşlardır.  XIX.Yüzyılın başlarında Mütesellim olmak için “Kapuzcu – başı” rütbesinde olmak gerekiyordu.

Kapu Kathüdası/Kâhyası:Taşrada bulunan valilerin İstanbul’da Babıali ile münasebetlerinde yetkili kıldıkları kişidir. Bu kethüdalar İstanbul’da kalarak her türlü işlemlerde asıl görevli namına hareket ederlerdi.

 

Muhassıl: XVIII. Yüzyıldan sonra, idâre esasıyla değil, gelirinden yararlanmak üzere tayinlerde görülen bir terimdir. Bir görevliye, vazifesi icabı büyük bir gelir tahsis edilmek istendiğinde, görev yeri başka yerde olunca, idare etmek üzere o sancağa “Muhassıl” tayin edilirdi. Veya o sancağın başına “Muhassıllık Veçhiyle” tayin edilirdi ki, oraya gitmesine gerek olmayıp sadece vergi gelirinden yararlanmak üzere bir “Muhassıl” gönderirdi.

Mutasarrıf: XVIII. ve XIX. Yüzyılda Sancaklara “Mutasarrıf”lar tayin edilmeye başlanmıştır. “Mutasarrıf” böylece sancağın en yüksek âmiri manasını kazanmıştır. Mutasarrıfın idaresinde olan  sancaklara, bazen “Mutasarrıflık” denmeye de başlandı. Cumhuriyet döneminde “Mutasarrıflıklar, Vilayet” adını alınca, Mutasarrıflarda da “Vali” adını aldılar.

 

Kadı: Hukuki ve Kazai her türlü görev onundur. Kadılar doğrudan sultan tarafından tayin edilmekle beraber, aynı ve bağımsız bir göreve sahiptirler. Kadı aynı zamanda idare, asayiş, belediye hizmetlerinde de padişah adına yetkilidir.Kadıların yetkileri Tazimat’tan sonra daralmıştır. XVIII. Yüzyıl sonlarında itibaren ayânların nüfuzunun artması ile belediye hizmetleri ve idari görevleri de gerilemiş bulunuyordu.

XIX. Yüzyıl sonlarında sadece miras taksimi veya Şer’iye mahkemelerindeki  davalarla görevlidir. Cumhuriyet döneminde şer’i mahkemeler lağv edilerek kadılar Adliyede birer hizmetle kaydırıldılar. “kadı” unvanı bu surette tarihe karıştı.

Voyvoda: Reis, Ağa, sübaşı gibi muhtelif mânalara gelen bir tabirdir. Voyvodalar, genellikle o yüzden, şehir veya kasaba halkından seçilirdi. Ayân yanında, bir de voyvoda olursa, tabiatıyla nüfuzu çok artar, bundan şahsi çıkarı için de yararlanabilirdi. Voyvodalar mütesellimler altında sayılır. Ancak, görevleri gereği, doğrudan merkezle münasebette de bulunabilirler.

Tımar ve zeamet usulü câri olan yerlerde voyvodalar yalnız mukataat ve havas kısmının varidatını toplamışlardır. Tanzimat’a kadar devam etmişlerdir. Voyvoda tahsil memuru demekti.

 

Kaymakam: 1842’lerde sancaklardaki en büyük mülki âmire Kaymakam denmiştir. 1864–67’ den sonra ise, kazalarda, mutasarruf vekili anlamında “Kaymakam” kullanılmış ve bu anlam ile günümüze kadar gelmiştir.


Ayan: “Seçkin” önde gelen, anlamında Türkiye Selçuklularından beri görülen bir terimdir.  şehirlerde halkın önde gelenlerine bu ad verilirdi. Halkın, merkezi yönetiminin etkisinde olmaksızın kendi aralarından seçtikleri veya görevlerine itiraz etmedikleri kişilerdir. Türkiye Selçukluları’ndan erken dönemlerinde bunların “İğdiş” de denilirdi ki, büyük tüccar anlamı da vardır. Ayanlık teşkilatı XVIII. Yüzyıla sonlarında XIX. Yüzyıl başlarında bir nevi halk temsilciliğine dönmüştür. Ayanlar merkezi idare ile halkın ilişkilerini düzenleyen kişilerdi

 

Kethüda: Büyük devlet adamları ile zenginlerin işlerini gören adam hakkında kullanılan bir tabirdir. Genelde kelime anlamı “yardımcı” demek olup, şehirden göçen topluluklara kadar kullanılan bir terimdir. Temel anlam devlet işlerine halkın arasında yardımcı olan demektir.

Muhtar: Kelime anlamı seçilmiş demektir. 1826’da İstanbul da Muhtarlık teşkilatı kurulmuştu.  1833’de itibaren mahalle ve köylerde kurulmuştu. Halkın temsilcisidir. Halk ile devletin ilişkisini sağlar.

Ağa: Asker ve Sanat ehli için kullanılır olunca okuma - yazma bilenlere “Ağa” Efendi denirdi.

Naib: Genelde vekil, yardımcı anlamında olup her görevin naibi olabilirdi. Ancak en çok kadı naibi bilinir


Nahiye; 1876 dan sonra bir kazada komşu olan köylerden ve 5 ilâ 10 bin nüfustan oluşuyordu. Nahiyeye bir müdür, bir danışma meclisi veriliyor, vergi salınması ve toplanması, yerel bayındırlık işleri, tarım ve eğitim konularında kendi karar veriyordu. Vilayet meclisleri artık sancaklardan dörder yıl süre için seçilmiş temsilcilerden oluşan bîr genel meclis durumuna yükselmişlerdi.
Muhassılllık: Devlete ait vergi ve resimleri tahsil ile mükellef olan memurlar hakkında kullanılan bir tabirdir. Osmanlılarda XVIII. Yüzyılda beri sancaklar, hem buranın havâss-ı humâyûna ait gelirini toplayan hem de yönetimini üstlenen muhassıllar tarafından yönetilmeye başlanınca buralara muhassıllık denilmiştir

1842 senesinde muhassıllık lağvedilerek bunlara ait vazifeler kaza ve livalara  askerlerden tâyin olunan en büyük memurların uhdesine tahmil olundu. Bunun mezarratı anlaşıldığı için daha sonraları bu vazifeler defterdar, muhasebeci ve mal müdürlerine devredildi.

Mîr–Hacılık: İslam hükümdarları adına hacıları Mekke’ye götürmekle görevli olan kişiye “Emir’ül – Hacc” denilirdi.

Voyvodalık, Osmanlı idare sistemi içinde yer alan voyvodalık slavca orijinli bir kavram olarak Osmanlı idare literatürüne girmiştir.Reis, Subaşı, ağa gibi muhtelif mânalara gelir. Boğdan Voyvodası, Galata Voyvodası gibi.

Hicri onbirinci (Miladi onyedinci) asırda Eyalet valileri ve sancak mutasarrıfları uhdelerine tevcih olunan eyalet ve sancakların mülhak kazalarına daireleri gediklerinden veyahut halkın isteğiyle yerlilerin ileri gelenlerinden birini Voyvoda tâyin ederlerdi.

Meliklik: Osmanlı Devleti’nin İdari sistemi içinde görebileceğimiz bir diğer bölümü Meliklik sistemidir. Devletin Rumelide ihdas ettiği Voyvodalık sistemine benzer bir yapılanmayı Kuzey – Doğu Anadolu sınırında bulunan bazı yörelerde uygulamışlardır.

Bunlar Kuzey–Doğu Anadolu’da zamanında bulunan Gürcü Meliklikleridir. Melikler her yıl belli bir vermek suretiyle Osmanlı Devleti’nin hakimiyetini tanımışlardır. Meliklerde iç işlerinde serbest kalmışlardır. Meliklik ataması merkezi otoritenin elinde bulunmaktaydı.

Meliklik sıfatı mahalli bir tabir olmakla beraber bölgesel bir özellik taşımaktadır. Voyvodalık sisteminde görüldüğü gibi hemen hemen aynı karakterleri taşımakla beraber geleneksel ve mahalli özellikleri dolayısıyla bu adla anılmışlardır.


Osmanlı Yükselme Dönemi İdari Birimleri

 

Asya ve Afrikada: Anadolu, Karaman, Zülkadir (Adana) Rum(Sivas), Erzurum, Trabzon veya Batum, Çıldır, Şirvan, Van, Diyarbakır, Şehrizor, Musul, Bağdat, Basra, Lahsa, Deyr’i Rahbe ve daha sonraki ismiyle Rakka, Haleb, Şam, Trablusgarp, Tunus, Cezayir, Kıbrıs ve Kaptanpaşaeyaletleri ile Mekke – i Mükerreme Emirliği, Ayrıca bir ara Fas sultanlığı da Osmanlı Himayesine girmişti.

 

Avrupada: Rumeli, Mora, Özi, Bosna, Budin, Temeşvar, Varad, Eğri, Kanije, Kefe, Uyvar beylerbeylikleri ve  Girit  muhafızlığı,  Kırım  Hanlığı,  Eflak  Boğdan  voyvodalıkları, Erdel (Transilvanya) Krallığı Avrupa’daki eyaletlerin bir kısmı II Viyana bozgunundan sonra kaybedilmiştir.

Daha önceleri eyalet yöneticiliği 2 tuğralı paşalara verilirken, bu sistem değiştirilerek 3 tuğralı paşalara da eyaletler teslim edilmiştir.Eyaletlerin vezirlere verilmesi sebebi ile Osmanlı vezirleri dahil ve hariç olmak üzere ikiye ayrılmıştı. Bunlardan iç vezirler Kubbe altındaki müşavir yani sandalyasız vezirler olup, dış vezirlerde eyaletlerdeki vali vezirlerdi.

Osmanlı Duraklama ve Gerileme Dönemi İdari Birimleri

 

Avrupa da; Edirne, Silistre, Buğdan, Eflak, Vidin, Niş, Üsküp, Sırbistan, Belgrad Kalesi, Bosna, Rumeli “Arnavutluk ve Makedonya” yanya(Epir), Selânik, Cezayir - Bahri Sefid, Girit eyaletleri vardı.

Asya’da; Kastamonu, Hüdavendigar, Aydın, Karaman, Adana, Bozok, Sivas, Trabzon, Erzurum, Musul, Harput, Halep, Sayda, Şam(Suriye), Bağdat eyaletleri vardı.

 

Afrika’da: Habeş, Mısır, Trablus–Garp, Tunus eyaletleri bulunuyordu.Bu eyaletlerin Eflak ve Buğdan, Sırbistan ve Mısır muhtar, Tunus ve Trablus–Garp da yarı muhtar idiler.

İstanbul’un idaresi de bir özellik taşımakta idi. Diğer eyaletlerin başında vezir payesinde vali, Livaların başında mirmiran veya kapıcı rütbesinde birer Muhassıl veya Kaymakam, kazaların başında ise birer müdür veya Mütesellim vardı. Gülhane Hattı–ı Hümayunu’ndan evvel iltizam usulünün bulunduğu devirlerde Babıali’nin eyalet idaresi üzerinde tasarrufu sadece mahalli memurların azledilmesi ve tayini ile sınırlıydı.

 

Gülhane hatt–ı hümayûnundan sonra, imparatorluğun mülkî taksimatında birkaç defa değişiklik yapılmasına teşebbüs edildi.

Devlet salnamesi 1848 yılından itibaren yayınlanmaya başlamıştı. Bu dönemde: Eyalet, Liva, kaza sistemi muhafaza edilmiştir. Bazı  eyaletler büyütülmüştür. Bazı sancaklar eyalet haline getirilmiştir. 1858 yılından itibaren ise Karyeler idari taksimata dahil edilmiştir.

 

Mustafa Reşit paşa sadrazam olunca Mûlkî taksimatta değişiklik yaptı. Vilayet merkezinde umumî hizmetleri vali, kumandan ve Defterdar arasında taksim etti. Bunun dışında bu vilayet merkezinde bir vilayet meclisi ihdas etti.

Yetkileri azalan valiler merkeze bağlandı. Daha sonraki yıllarda bu uygulama başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Ancak, önemli bir sonucu Abdülmecid döneminin sonuna doğru bir Mülkiye mektebi açılmıştır.

Mülkiye Memurları için vazife ve selahiyet kanunu çıkarıldı. 22 Eylül 1852’de “Vali, Mutasarrıf ve Kaymakamların Vazifelerini şamil talimat.” Başlığı ile Mülkiye memurluğu için bazı esaslar tesbit ve tamim edildi


Osmanlı Vilayet Teşkilatı

 

1839 Tanzimat fermanı ile mülki idari taksimatta önemli değişiklikler yapılmıştı. Mustafa Reşit Paşa’nın geliştirdiği bu teşebbüs başarılı olamamıştır.Ülkenin içinde bulunduğu anarşik ortamdan yararlanmak isteyen batılı ülkeler 1856 Islahat fermanının bahane ederek Osmanlı İmparatorluğuna sürekli baskı yapıyorlardı.

Hıristiyan tebaanın zulüm altında olduğunu savunuyorlardı. Hıristiyanlığın Müslümanlarla mülki idareye eşit şartlarda iştirak etmelerini istiyorlardı. 1859 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa eyaletlerinde, devletlerarası bir komisyon marifetiyle bir tahkikat yapılmasını bile teklif ettiler. Harici baskılar ve dahili şartlar sonucunda Mülki taksimatta önemli değişiklikleri ihtiva eden 1864’ de bir Vilayet nizamnamesi yayınlandı.

 

1864 vilayet nizamnâmesine göre eski eyalet, sancak ve diğer mülki üniteler üzerine yenileri kabul edilmektedir

Vilayet, bir valinin faaliyette bulunacağı bölge olup, tamamıyla Fransızların teşkilatına benzemektedir. Mutasarrıf sancak veya Livanın başındadır. Kazlar Kaymakamların, nahiyeler de muhtarların idaresi altındadır.

Ayrıca “Vilayet umumi meclisi, bulunacaktır. Bu meclis, her sancak tarafından seçilen ikisi Müslüman olan diğer ikisi Müslüman olmayan, üyelerden, valinin başkanlığında toplanmak suretiyle kurulacaktır

 

Fransa benzeri bir idare şekli getirilmeye çalışılmıştır. 1856 Islahat fermanına uygun bir biçimde halkın idareye katılmasına sağlanmaya yönelik çabalar görülmektedir. Halk, meclis ve mahkemelere memur âzayı seçmek suretiyle umumi işlere ve mahalli menfaatlerin sağlanmasına iştirak ediyordu. İdare ve icra kuvveti de adliyeden ayrılmıştır

 

1864 Vilayet nizamnamesi imparatorluğun her tarafına tatbike konulmadı. Bir deneme yapılmak suretiyle tecrübe kazanılmaya çalışıldı.Rusçuk, Vidin ve Niş eyaletleri birleştirilerek “Tuna Vilayeti” adı verildi. Bu vilayette Mithat Paşa Vali tayin edildi. Mithat önce imar işlerini düzenlemeye ve bununla beraber yeni bir zabıta kuvveti meydana getirecek asayişi temine çalıştı. Kredi sandıkları kurarak ihtiyacı olan köylüye yardım etti. Şirket arabası tesis etti.

 Araba ve Fayton imâl eden bir fabrika kurdu.Mithat paşa’nın bu başarılı çalışmaları sonunda 1865 yılında Tuna örnek alınarak yeni vilayetler kurulmuştur. 1867 yılında ise bir vilayetler nizamnamesi daha çıkarıldı. 1876 da ise yeni bir vilayetler nizamnâmesi çıkarıldı.

Türkiye’de vukû bulan bu süreçten sonra idari taksimatla ilgili arayışlar zamanın getirdiği şartlar muvacehesinde değişiklikler yapılmaya devam edile gelmiştir.

 

Vilayet idaresinin, idare konularına göre, işlevi şu bölümlere ayrılmaktadır: Mülkiye işleri, Maliye İşlevi, Zaptiye İşleri, Siyasi İşler (Umur–u Politika), hukuk işleri. Vilayetin genel idaresi Vali’ye verilmiştir. Maliye işleri defterdar unvanıyla bir maliye memuruna bırakılmıştır.

Defterdar valinin maiyetinde bulunmakla beraber doğrudan doğruya, maliye nezaretine  karşı   mesuldür.   Valiye   yardımcı  olmak  bakımından  emrine uzman memurlar verilmiştir. Bunların yanında bir idare meclisi vardır. Vali bu meclisin hukuk işlerine müdahale etmeyecektir.

 

Abdülhamit Dönemi İdare

II .Abdülhamid döneminde vilayetler 3 kısma ayrılmıştır. 1- Merkeze bağlı vilayetler, 2- Merkeze bağlı müstakil sancaklar, 3-   İmtiyazlı eyaletler

Ayrıca bir vilayet Belediye Yasası çıkarıldı. İçişleri Bakanlığı denetimi altında İmparatorluktaki tüm kent ve kazalarda birer belediye örgütü kuruldu. Yerel idari meclisler kendi üyeleri arasından muhtarı, belediye meclislerini, hükümet ve mec­lislere üyeleri seçecekler, belediye bütçesini onaylamak üzere yılda iki kere toplanacaklardı.

 

Yabancı devletlerin Osmanlı idare işlerine sık sık müdahalelerine karşılık olarak Abdülhamit valileri ve memurları merkezî bir denetime bağlayarak çoğunlukla bunların içişleri Bakanlığıyla resmi bağları dı­şında sarayla aralarında bir haberleşme hattı kurmuştu. İçişleri Bakanlığı da merkez düzenden ayrılmaya izin vermeyen yüksek derecede merkezîleşmiş bir sistem geliştirerek en küçük bir harcamanın bile yetkisinin İstanbul'dan alınmasını sağladı. Abdülhamit 1879 reform programında hükümet memurluğunun geçmişte olduğu gibi onurlu bir meslek haline getirilmesinin gerekliliğini vurgulamıştı.

 

Bürokratların iyi yetiştirilmelerini sağlamak için laik eğitim düzeni yaygınlaştırıldı. En üst düzeyde Mekteb-i Mülkiye yeniden örgütlendi ve genişletildi.

Bürokratları hukuk ve maliye alanlarında yetiştirmek üzere Mekteb-i Hukuk ve Mekteb-i Maliye açıldı, vilayet memur kadrolarında boşluk olunca ilk seçim hakkı bu okullar mezunlarına verildi. Memurin-i Mülkiye Komisyonu ve Ahvâl-i Memurin Sicili Komisyonu'nun kurulması bu girişimi zayıflatmışsa da, genel etkinlik ve dürüstlük ölçüleri önemli ölçüde yükselmişti

 Memurlar, rütbe ve makamlarına göre aylık alacaklardı, Sadrazam ayda 25 bin kuruş, bakanlar 20 bin kuruş, müsteşarlar 10 bin kuruş, dairelerinin önemine göre müdürler 3 ilâ 10 bin kuruş alıyorlardı. Taşra valileri de 20 bin, 17 bin ve 15 bin kuruş aylık alanlar olmak üzere üç sınıfa ayrılmışlardı. Rüşveti önlemek için askeri ve dini sınıf üyelerine de bunlara benzer aylıklar veriliyordu.

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONUNDA OSMANLI MÜLKÎ İDARE BİRİMLERİ:
1913 tarihli İdare-i Umumiye-i Vilâyet Kanun-u Muvakkatı’nın 1. maddesine göre “Vilâyetler livalara, livalar kazalara, kazalar nevahiye ve nahiyeler karyelere münkasımdır.”
Vilâyet: İl karşılığıdır. Başında vali bulunmaktadır.
Liva: Vilâyet ile kaza arasında bir idarî birimdir. Livalara, sancak ve mutasarrıflık da denmektedir. Livaların başında bulunan mülkî idare amirinin adı mutasarrıftır. Livalar mülhak (vilâyetlere bağlı) ve müstakil liva (doğrudan doğruya Dahiliye Vekaletine bağlı) olmak üzere ikiye ayrılır.
Kaza: Başında kaymakam bulunmaktadır. İlçenin karşıtıdır.
Nahiye: Bucaklara tekabül etmektedir. Nahiye müdürü tarafından yönetilmektedir.
Karye: Köy biriminin karşılığıdır.
Mütareke sonrasında imparatorluğun 15 vilâyeti, 17 müstakil livası, 35 mülhak livası ve 392 kazası bulunmakta idi.

 

03.10. 1876 Devlet Salnamesine Göre Türkiye’de
idari Bölünme ve Kazalar


Bab-ı Zabtiye "dare Olunan Sancaklar:
1."zmit Sancagı: Kazaları: Karamürsel, AtaPazarı (Adapazarı), Geyve, Kandıra.
2.Çatalca Sancagı: Kazaları: Çekmece-i Kebir, Silivri, Çekmece-i Sagir, Kartal
Adalar, Yeniboza, Sile, Beykoz.
ED"RNE V"LAYET":
1.Edirne Sancagı: Kazaları: Dimetoka, KırkKilise, Maa Çimren, Cisri Mustafa
Pasa, Cisri Ergene, Babay-ı Atik, Beykar Hisar, Maa Hatunili, Kızılagaç, Havsa,
Ferecik.
2.Filibe Sancagı: Kazaları: Pazarcık, Zagra-i Atik, Hasköy, Kazanlı, Çırpan,
Ahiçelebi, Sultanyeri.
3."slimiyye Sancagı: Kazaları: Burgoz, Aydos, Zagra-i Cedid, Ahyolu, Yanbolu,
Karınabad, Misevri.
4.Gelibolu Sancagı: Kazaları: Gümilcine, Kesan, nos, maa Evrese, Sarköy.
5.Tekfurdagı Sancagı: Kazaları: Vize, Çorlu, Lüleburgaz, Malkara, Midye,
Hayrabolu.
HÜDAVEND"GAR V"LAYET"
1.Bursa Sancagı: Kazaları: Mihaliç, Mudanya, negöl, Bilecik, Yenisehir,
Gemlik
69
2.Karesi Sancagı: Kazaları: Ayvalık, Erdek, Edremit, Bigadiç, Soma, Kemer-i
Edremit
3.Kütahya Sancagı: Kazaları: Usak, Eskisehir, Gedos, Simav, .
4.Karahisar-ı Sahib Sancagı: Kazaları: Sandıklı, Çay, Bolvadin, Musilca
Germiyan Kasabası.
ANKARA V"LÂYET"
1.Ankara Sancagı: Kazaları: Ayas, Beypazarı, Seferhisar, Haymana, (Kurpazarı)
Nallı, Bala, Zeyr, Çubukabad, Yabanabad, Mihalıcık.
2.Yozgat Sancagı: Kazaları: Çorum, Akdag Madeni, Sungurlu, Bogazlıyan.
3.Kayseriyye Sancagı: Kazaları: Develi, ncesu.
4.Kırsehir Sancagı: Kazaları: Keskin, Avanos,Mecidiye Çubuk Dagı
S"VAS V"LAYET"
1.Sivas Sancagı: Kazaları: Aziziye, Tokat, Koçkiri, Divrigi, Darende, Gürün,
Tavas, Hafik, Bıldızli,
2.Amasya Sancagı: Kazaları: Merzifon, Zile, Mecidözü, Osmancık, Erbaa,
Köprü, Ladik, Maden-i Sim
3.Karahisar-ı Sarki Sancagı: Kazaları: Susehri, Koyulhisar, Milas, Alucra,
Giresun.
KASTAMONU V"LÂYET"
1.Kastamonu Sancagı: Kazaları: Safranbolu, nebolu, Tosya, skilib, Cebre,
Tasköprü, Tatay, Araç.
2.Sinob Sancagı: Kazaları: Boyabad, stifan.
70
3.Kengiri Sancagı: Kazaları: Çerkes, Kalecik.
4.Bolu Sancagı: Kazaları: Göynük, Gerede, Eregli, Bartın, Düzce.
KONYA V"LAYET"
1.Konya Sancagı: Kazaları: Karaman (Larende), Aksehir, Eregli, Ilgın,
Seydisehir, Beysehir, Hadım, Bozkır, Eskisan Karabınar.
2.Teke Sancagı: Kazaları: Alaiye, Elmalı, Akseki, Kas.
3.Isparta Sancagı: Kazaları: Uluborlu, Egridir, Yalvaç, Karaagaç
4.Nigde Sancagı: Kazaları: Nevsehir, Ürgüp, Aksaray, Bor.
5.Burdur Sancagı: Kazaları: Asikaraagaç, Tefenni.
ADANA V"LÂYET"
1.Adana Sancagı: Kazaları: Tarsus, Mersin, Karaisalı.
2."çel Sancagı: Kazaları: Maa Sinanlı, Sarıkavak, Köselerli, Mut, Zeyne, Gülnar,
Ermenek, Anamur.
3 Kozan Sancagı: Kazaları: Bilayköy, Kars, Haçin.
4.Payas Sancagı: Kazaları: Osmaniye.
TRABZON V"LÂYET"
1.Trabzon Sancagı: Kazaları: Ordu, Rize, Of, Tirebolu, Sürmene, Tonya ve
Vakf-ı Kebir, Görele, Aybasdı.
2.Lazistan Sancagı: Kazaları: Hopa, Atne, Çurkusu
3.Gümüshane Sancagı: Kazaları. Torul, Kelkit, Siran.
71
4.Canik Mutasarrıflıgı "dare-i Müstakil: Kazaları: Çarsamba, Bafra, Ünye,
Niksar, Nerme.
ERZURUM V"LÂYET"
1.Erzurum Sancagı: Kazaları: Pasin-i Ulya ve Sufle, spir Tortum, Keskim,
Bayburd, Tercan, Maa Göynük Kıgı.
2.Van Sancagı: Kazaları: Ercis, Adilcevaz; Mekin, Maa Karcikan, Vusgan,
Gevas, Gevar, Hosab..
3.Erzincan Sancagı: Kazaları: Kırcinas Kemah, Kuzican, Ovacık, Kuruçay,
Mazgirt.
4.Mus Sancagı: Kazaları: Teblis, Malazgirt, Bulanık, Varto, Çukur ve Mutki.
5.Çıldır Sancagı: Kazaları: Mülhakat-ı Ardahan, Ardanuç Nahiyesi.
6.Kars Sancagı: Kazaları: Suragil maa Akbaba, Çirkas, Zarosat, Kagızman, maa
Keçvan.
7.Bayezıd Sancagı: Kazaları: Maa Mülhakat-ı Ziyadin, Patnos, Atnab, Ahtar,
Karakilise.
AYDIN V"LÂYET"
1."zmir Sancagı: Kazaları: Kusadası, Çesme, Tire, Ödemis, Urla, Koçine,
Menemen, Bayındır.
2.Aydın Sancagı: Kazaları: Narlı, Bozdogan, Söke, Denizli, Buldan.
3.Saruhan Sancagı: Kazaları: Turgutlu, Kula ,Atala, Gördes, Akhisar, Esme,
Demirci, Alasehir, Bergama, Kırkagaç.
4. Mentese Sancagı: Kazaları: Bozöyük, Milas, Bodrum, Tavas, Megri,
Marmaris.
72
D"YARBEK"R V"LÂYET"
1.Diyarbekir Sancagı: Kazaları: Lice, Ergani, Siverek, Silvan.
2.Mamerat-ül Aziz Sancagı: Kazaları: Keban, Arapkir, Egin, Çar sancak, Palu.
3.Mardin Sancagı: Kazaları: Midyat, Cizre,Ünye, Sırnak.
4.Siirt Sancagı: Kazaları: Sirvan, Arda, Sason, Rızvan.
5. Malatya Sancagı: Kazaları: Akçadag, Hısnımansur. Kahne


(Kaynak:Sadık Fatih TORUN, Tanzimat'tan Meşrutiyet'e Türkiye'de kaza yönetimi)

Sola Kaydır

Kerim DEMİR(www.kerimdemir.tr.gg)

 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=