Kerim Demir>> Site içi arama
Hoşgeldiniz Kerim Demir |

Bilgi

YENİ EKLENENLER

İçerik

Kerim DEMİR

Mahir Çayan gerçeği

Evet yine duygusal milletimizin bir kesiminin sempati ile baktığı ve devrimci önderlerinden olarak gösterilen Mahir Çayan'ın kim olduğu ve neler yaptığı ile ilgili ilginç bilgiler vereceğiz.
12.03.2008 tarihinde bir PKK'lı ile yapılan röportaj: Yayın PKK sempatizanı bir internet sitesinde yayınlanıyor. 

Yazıdan alıntılar.

HEWLER (12.03.2008)- 1972 yılında, Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere’de yaşanan bir çatışmada hayatını kaybeden Türkiye Halk Kurtuluş Partisi- Cephesi’nin kurucusu olan Mahir Çayan ve arkadaşları ölümlerinin yıldönümünde çeşitli etkinliklerle anılıyor. Dönemin tanıklarından olan PKK üyelerinden Metin Aslan, Kızıldere Katliamı ve Mahir Çayan’ı anlattı.

- Mahir Çayan ve arkadaşlarının katledilmesinden sonra nasıl gelişmeler oldu, sonrasında oluşan özgürlük hareketleri bunlardan nasıl etkilendi?

- Mahirlerin katledilmesinin ardından iki yıl geçtikten sonra yani 1974 affından sonra yeniden hareket toparlandı, devrimci muhalefet yeniden toparlandı. Ve yeni bir çıkış yaptı. İmha ettik, ezdik, bitirdik, anarşistlerin kökünü kazıdık diyenler yanıldılar. Mahir Çayan ve arkadaşlarını katledenler onları öldürmekler sorunları çözeceklerini sananlar daha büyümüş olarak sorunlarla karşılaşmış oldular. Arkasından gelişen hareket biliniyor. 

Başkan Abdullah Öcalan da bu dönemin ürünüdür. Devrimci Gençlik hareketinin geliştiği bu dönemde biliniyor Mahir Çayanları hapisten kurtarmak için harekete geçen Deniz Gezmişler ele geçirildi ve idam edilmişlerdi. 72 Mayısın da Başkan Öcalan ve arkadaşları siyasal bilgiler fakültesinde boykot eylemi yaptılar. Hapse dolduruldular bu insanlar devrimci mücadeleye katılmış insanlar onların mücadelesini destekleyen insanlar hapse atılmıştı ve 74 affından sonra çıktıktan sonra bu hareket yeniden gelişmeye başladı. 

Onun söylediği Kürt sorunu Misak-ı Milli sınırları içerisinde çözülemez, Kürt sorunu daha önemli daha büyük bir sorundur. Kürt Halkının kendi hakkını tayin etme hakkı vardır sözü Başkan Öcalan ı çok etkilemiştir. Başkan Öcalan Mahir Çayanın yarattığı devrimci mirasa her zaman sahiplenmiş ve esas gücü ordan aldığını onların bir öğrencisi olduğunu büyük bir mütevazilikle söylemiştir ve bu şehitlerin amaçlarını geçekleştirmek için bu hareketi geliştirmek zorunda kaldığını defalarca ifade etmiştir. Yani PKK in mayasında THKP-C geleneğinin Mahir Çayanın geliştirdiği bu hareketin ve bizzat Mahir Çayanın kendisinin büyük etkisi vardır. 



Bir bakıma PKK hareketini Mahir Çayanın hareketinden ciddi biçimde etkilenmişti. Nitekim Başkan Öcalan’ı derinden etkilemiş bir liderliği devrimci önderliği geliştirdiği mücadele sonucunda onun bıraktığı miras üzerinden PKK hareketini Başkan Apo geliştirmeye başlamıştır. Bu anlamda Başkan Öcalan’la Mahir Çayan arasında doğrudan bir ilişki vardır. Kimse bu ilişkinin varlığını ret edemez inkar edemez. Başkan onlar olmasaydı biz olmazdık Mahirler olmasaydı biz olmazdık derken son derece dialektik, bilimsel bir tespit yapmıştır.

Demek ki Mahir Çayan hareketi kuşkusuz Deniz Gezmişleri de içine almak gerekir, onların yarattığı miras üzerinden Türkiye halkı, toplumu, gençliği çok ciddi bir kalkışma içine girmiştir, Kürt halkı çok ciddi bir kalkışma içine girmiştir.Kürt gençliği çok ciddi bir kalkışma içine girmiştir.ve Türkiye de gerçekten de devrimci muhalefet 12 eylüle kadar korkunç düzeylerde yükselmiştir. Bütün fabrikalar direniş alanı haline gelmiştir. Bütün üniversiteler devrimci demokratik muhalefetinin kalesi haline gelmiştir. 


Mahir Çayan’ı öldürmekle, Deniz Gezmişleri asmakla bu sorunu çözemeyeceğini anlamış değildir. Eğer halen bu gün Türkiye bu sorunu şiddetle çözmek PKK hareketini onun geliştirdiği ulusal demokratik muhalefeti şiddetle ezmeyi esas alıyorsa demek ki tarihten hiçbir ders almış değildir. Hiçbir toplumsal siyasal hareketin şiddetle ortadan kaldırılamayacağı geçeğini halen kabul edebilmiş değildir. Bu bakımdan biz Mahir Çayan hareketinin hala onların Türkiye de ortaya çıkarmış olduğu çelişkileri çözmenin Mahir Çayan olmaktan onlar gibi ısrardan sonuna kadar ısrardan geçtiğini görmemiz gerekir.

Bu röportaj böyle bitiyor. PKK'nın nerelerden çıktığı, nasıl doğduğu bir kez daha anlaşılıyor.


Türkiye Halk Kurtuluş Partisi ve Cephesi(THKP-C)'nin kurucularından, Mahir Çayan, 14 Ağustos 1945'de Samsun'da doğdu. Babası devlet memuruydu. İlköğretimine Üsküdar'da Halil Güçlü İlkokulu'nda başladı ve Paşakapısı İlkokulu'nda tamamladı. Ortaokul ve liseyi Haydarpaşa Lisesi'nde tamamlayan Mahir Çayan, 1963'te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi. Ancak burada bir yıl öğrrenim gördükten sonra Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne kaydoldu. Bu arada Türkiye İşçi Partisi(TİP)'ne ve Fikir Kulüpleri Federasyonu(FKF)'na bağlı SBF Fikir Kulübü'ne de giren Çayan, 1965'de bu örgütün başkanlığını yaptı. 1967'de kısa bir süre için Fransa'ya gitti. 1968'de İzmir'de 6.Filo'yu protesto gösterilerinde gözaltına alındı, sonra serbest bırakıldı. Bu yıllarda TİP ve FKF içinde başlayan tartışmalarda Milli Demokratik Devrim(MDD) görüşünü benimsedi. SBF içindeki etkinliğinde bu görüş doğrultusunda davrandı. Yusuf Küpeli'nin FKF genel başkanı olduğu bu dönemde, gerek SBF'de gerekse Ankara'daki devrimci mücadele içinde aktif olan Çayan, TİP adına Zonguldak'da ve Karadeniz Ereğlisi'nde çalışmalarda bulundu. Bu gezide Sadun Aren ile TİP Senatörü Fatma İşmen'in tutumunu eleştirdi. Bu konudaki görüşlerini "Aren Oportunizminin Niteliği" adı altında Türk Solu adlı dergide yayınladı. Bu arada Milli Demokratik Devrim doğrultusunda ideolojik çalışmalarını yoğunlaştıran Mahir Çayan, Emek dergisinde Kenan Somer'in "Devlet Devrim ve Lenin" ve "Devrim Nasıl Tanımlanmalı" başlıklı yazılarına Türk Solu'nda "Revizyonizmin Keskin Kokusu" adlı iki yazıyla cevap verdi. 9-10 Ekim 1969'da Ankara'da yapılan ve Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu(Dev-Genç) adını alan FKF kurultayında yapmış olduğu uzun konuşmayla dikkati çekti. Bu dönemde Yusuf Küpeli ve Münir Aktolga ile davranan Mahir Çayan, 1970'de Gülten Savaşçı ile evlendi. 17-18 Ekim 1970'te divan başkanlığını Yusuf Küpeli'nin yaptığı son Dev-Genç genel kurulunda da önemli bir konuşma yaptı. Bu konuşmada Mihri Belli ile olan ayrılıkların üstüne giden Çayan, MDD stratejisinin bir savaş stratejisi olduğunu ve bunun bir savaş örgütü yani bir parti ile gerçekleşebileceğini savundu. 

 

 Bundan sonra 29-30 Ekim 1971'de Ankara'da TİP Genel Kurulu toplandığı sırada, bu kongreye katılmamış MDD görüşünü benimseyen delegelerle ve delege olmayan işçi ve öğrencilerle birlikte düzenlenen "Proleter Devrimcilerin Sohbet Toplantısı"ndan sonra Mihri Belli ve grubu ile olan anlaşmazlık kopma noktasına geldi. Mahir Çayan, Yusuf Küpeli, Ertuğrul Kürkçü ve Münir Ramazan Aktolga imzasıyla yayınlanan 'Aydınlık Sosyalist Dergi'ye Açık Mektup" ise bu süreci noktaladı. Bu sırada birlikte hareket ettiği arkadaşlarıyla birlikte Türkiye Halk Partisi(THKP)'nin kuruluş çalışmalarını da yürüten Mahir Çayan, örgütün genel komitesi tarafından Yusuf Küpeli, Münir Ramazan Aktolga ile birlikte Merkez Komitesi'ne getirildi. Komite içinde yapılan görev bölüşümü sonucunda, THKP'nin siyasal ve ideolojik görüşlerinin biçimlenmesinden sorumlu oldu. Bu konuda Kurtuluş dergisinde yazılar yazdı. "Yayın Politikamız" ve "Devrimde Sınıfların Mevzilenmesi" başlıklı yazılarda partinin devrim anlayışını formüle etti. Daha sonra bu görüşlerini "Kesintisiz Devrim I-II-III" adlı broşürde daha açıklayıcı biçime sokarak, kesinleştirdi. Bu arada THKP'nin şehir gerillası eylemlerini de planlayan Çayan, 12 Şubat 1971'de Ankara'da Ziraat Bankası Küçükesat Şubesi soygununa katıldı. Şubat 1971'de Hüseyin Cevahir, Ulaş Bardakçı, Ziya Yılmaz, Kamil Dede, ve Oktay Etiman'la birlikte İstanbul'a geldi ve örgütün eylemlerine burada devam edilmesi için hazırlıklarda bulundu. 15 Mart 1971'de Türk Ticaret Bankası Erenköy Şubesi soygununa katıldı. Bunun ardından 4 Nisan 1971'de işadamları Mete Has ve Talip Aksoy'un kaçırılıp 400 bin liralık fidye alınması eylemini arkadaşlarıyla birlikte gerçekleştirdi. Bu arada Türkiye Halk Kurtuluş Partisi'nin tüzüğünü Münir Ramazan Aktolga'yla birlikte hazırladı. Aynı günlerde "İhtilalin Yolu" adlı parti bildirisini de kaleme alan Mahir Çayan, 17 Mayıs 1971 günü İsrail'in İstanbul Başkonsolosu Ephrahim Elrom'un kaçırılması eylemini Ulaş Bardakçı ve Hüseyin Cevahir'le birlikte gerçekleştirdi. 29 Mayıs 1971'de Hüseyin Cevahir'le birlikte kaldıkları evden kaçıp, sığındıkları bir başka evde Sibel Erkan'ı alıkoydular. Burada güvenlik kuvvetleri tarafından kuşatıldılar. 1 Haziran 1971'de polisin açtığı ateş sonunda Hüseyin Cevahir öldü. İntihara teşebbüs eden Mahir Çayan yaralı olarak ele geçti. Bir süre hastanede yatan Çayan, daha sonra tutuklanarak hakkında TCK'nın 146. maddesini ihlal etmekten dolayı dava açıldı.

 Mahir Çayan duruşmasının savunma aşamasında 29 Kasım 1971 günü Ziya Yılmaz, Cihan Alptekin, Ulaş Bardakçı ve Ömer Ayna'yla birlikte Kartal-Maltepe Askeri Cezaevi'nden kaçtı. Bir süre İstanbul'da kalan Çayan, bu süre zarfında örgüt içinde başgösteren anlaşmazlığı tartışmak üzere 12 Aralık 1971'de Yusuf Küpeli ve Münir Aktolga ile görüştü. Ancak bu görüşmede bir sonuç sağlanamadı ve Çayan içerde oldukları süre içinde partinin çizilmiş olan stratejisini terkettikleri gerekçesiyle Merkez Komitesi'ndeki bu iki arkadaşını suçladı. Daha sonra Genel Komite'deki diğer üyelerin de onayını ile Yusuf Küpeli ve Münir Ramazan Aktolga'nın THKP'den ihraç edilmelerini sağladı. Ocak 1972'de İstanbul'dan Ankara'ya gelen Çayan, burada Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu(THKO)'yla birlikte bir eylem yapılması konusunda Ertuğrul Kürkçü, Cihan Alptekin ve Ömer Ayna'yla görüş birliğine vardı. Mart 1972'de Fatsa'ya gelen Mahir Çayan ve arkadaşları 26 Mart 1972'de Ünye'deki Radar Üssü'nde çalışan üç İngiliz teknisyeni kaçırdılar. Bundan sonra İngilizlerle birlikte Niksar'ın Kızıldere köyüne gelen Mahir Çayan ve arkadaşları, gizlendikleri evi kuşatan güvenlik güçlerinin açtığı ateşle 30 mart 1972'de öldürüldüler

Sola Kaydır

Kerim DEMİR(www.kerimdemir.tr.gg)

 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=