Kerim Demir>> Site içi arama
Hoşgeldiniz Kerim Demir |

Bilgi

YENİ EKLENENLER

İçerik

Kerim DEMİR

4483aciklamauygulama

4483 VE DİSİPLİN SORUŞTURMALARI

SORUŞTURMALARLA İLGİLİ HAZIRLANAN SUNULAR

AÇIKLAMALAR

GENEL UYGULAMA

DÜZENLENECEK RAPORLAR

DÜZENLENECEK TUTANAKLAR

MUHAKKİKLERİN DİKKAT ETMESİ GEREKEN HUSUSLAR


İddia edilen olay somut, kişi ve yer belirtiyorsa 4483/4 göre işleme koymama kararı verilmeyeceği hakkında karar


Daha önce sonuçlandırılmış bir ön inceleme konusunda yeni bir delil elde edilmeden tekrar ön incelemeye konu edilemez.


Ön incelemenin; ön inceleme yapılan memur ya da kamu görevlisinin üstü konumunda bulunan bir görevli tarafından yapılmasının zorunlu olduğu konusunda karar


Ön inceleme yapmakla görevlendirilenlerin olay ve bulguların saptırılması, delillerin karartılması gibi taraflı ve sübjektif davranış halleri hariç olmak üzere, düzenledikleri raporlardaki saptamalardan ve getirdikleri tekliflerden dolayı karar verme konumunda olmamaları nedeniyle sorumlu tutulmalarının hukuken  mümkün olmadığı hakkında karar.


             *****************************************************************************************

4483-AÇIKLAMA

4483 sayılı kanun 04.12.1999 gün ve 23896 sayılı resim gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Daha sonra bu
kanunun bazı maddelerinde de
ğişiklikler olmuştur. Bu değişiklikler 03.08.2004 gün ve 5232 sayılı yasa ile yapılmış
olup, kanunun 3. 4. 5. 12. 13. 15. ve geçici 2. maddeleri de
ğişikliğe uğramıştır.

4483 Sayılı Kanuna göre yapılan işlem idari bir soruşturma olup isnad edilen suçun gerçekleştiğine karar verilmesi halinde suçlunun yargı makamlarınca yargılanması gerektiğini içeren bir karardır. İdarenin yargılama yetkisi yoktur. Yargılama yetkisi bağımsız mahkemelere aittir. Nitekim 4483 Sayılı kanundan önce yürürlükte olan Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunda idareye verilen ve yargı yetkisi kapsamına giren maddeler iptal edilmiştir. Ancak
bu durumun idarenin soruşturma yapma yetkisine aykırı olmadığı MMHK ve gerekse 4483 sayılı kanunun Anayasaya aykırılık teşkil etmediği Anayasa Mahkemesi kararlarıyla belirlenmiştir. Bu duruma bir örnek karar aşağıdadır.

[1][9] “Yönetsel organlar tarafından yürütülen soruşturma “yargı yetkisi”ne bağlanamaz. Adı ne olursa olsun salt
soruşturma, yargı yetkisini kullanma sayılamaz. Soruşturma ile ilgili kurallar yargı yetkisini kullanma biçiminde
yorumlanamaz. Esasen, Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat’ın yönetsel organlara verilen yargı
yetkisini veya bu yetkiyi kullanma içeriğini taşıyan kuralları daha önce Anayasa Mahkemesi kararlan ile iptal edilmiştir.

Anayasa’da soruşturmanın Hâkimler ya da yalnızca Cumhuriyet Savcıları tarafından yapılacağı yolunda bir kural yoktur.
Ayrıca soruşturma yetkisinin yönetim organlarına verilmesi genel bir anlamda olmayıp yasa’da gösterilen sınırlarla özel yöntemler içindedir.

Bu nedenlerle soruşturmanın yönetim organlarınca yapılmasının, Anayasa’nın 140. maddesindeki “Hakimlik ve
savcılık görevinin meslekten hâkim ve savcılar eliyle yürütülmesi”ni öngören kurala da aykırı bir yönü yoktur.”
(Anayasa Mahkemesinin 27.2.1992 gün ve E:1991/26, K:1992/11 sayılı kararından alınmıştır.)

[1][10] Anayasa Mahkemesinin 09.02.1993 gün ve E:1992/44, K:1993/7 sayılı kararı.

 

 

 

Tereddüt edilen hususlar ve açıklamalar

Ön inceleme yapmakla görevlendirilenlerin yetkileri nelerdir? Bu yetkilerini nasıl kullanacaklardır? Araştırma raporu
nedir?

 

 

Bilindiği gibi 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinde yer
alan, “bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre işlem yapabilirler”
yönünde bir hüküm mevcuttur. Bu maddeye göre Ön inceleme yapmakla görevlendirilenler C. Savcısına tanınan her
türlü hakkı kullanabilir mi?

 

1-Ön inceleme yapmakla görevlendirilenler;Hakkında ön inceleme yapılanın ifadesini alabilecekleri,
tanık dinleyebilecekleri, bilirkişi görevlendirebilecekleri, keşif yapabilecekleri, muayene ve istiktap
yaptırabilecekleri, ön incelemeye ilişkin bilgi ve belgeleri bunların bulunduğu kişi ve kurumlardan isteyebileceklerdir.

Yetkileri dahilinde olmayan işlemler için ise Cumhuriyet savcılığına başvurulması gerekir. Bu iş ve
işlemleri gerçekleştirirken, bunlara dair olarak Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda yer alan hususlara uyulması
gerekir.

 

2-Hakkında ön inceleme yapılanın zorla getirilmesi, tanık ve bilirkişinin zorla getirilmesi, suç eşyasına el
konulması; kişilerin üstlerinin, eşyaların ve konutlarının aranması gibi kişi hak ve özgürlüklerinin kısıtlanması
babındaki hususlarda ön inceleme görevlisinin yetkisi yoktur. Bu hususlarda yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı
kanalı ile yetkili hakimden karar almaları gerekmektedir.

 

3-Ön inceleme yapmakla görevlendirilenler 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin
Yargılanması Hakkında Kanunun 4 ncü maddesi çerçevesinde, yetkili merci tarafından sadece “araştırma”
yapmakla görevlendirilmişlerse; iddia edilen hususun 4483 sayılı kanuna göre soruşturulması gerekip gerekmediğine
esas oluşturacak bir rapor düzenlemekle yetinecekler, bu amaçla bilgi ve belge toplama veya kişilerin rızalarına dayalı
olarak ifadelerini alma gibi işlemleri gerçekleştirebileceklerdir.

Ancak, yukarıda sayılan ve yetkili merciin ön inceleme onayından sonraki aşamada gerçekleştirilebilecek
iş ve işlemleri yapamayacaklardır.


 
SORUŞTURMA YAPARKEN ÖNCELİKLE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

1-İşlendiği iddia edilen suç tarihinde şüphelinin(Hakkında soruşturma yapılan)Memur veya diğer kamu görevlisi
olması gerekir.

2-İsnat edilen suçun memuriyet görevinden doğduğunun tespiti gerekir.Görev isırasında işlenmiş olmasına rağmen
göreviyle ilgili olmayan bir suç bu yasa kapsamında değerlendirilemez.

3-Suçu doğuran fiil(iş-davranış ile şüphelinin görevi arasında illiyet(nedensellik) bağı bulunduğu, böylece şüpheli
hakkında ileri sürülen iddiaların 4483 Sayılı Yasa kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği belirlenmelidir.

4-İşlendiği iddia edilen suçun disiplin soruşturması kapsamında değerlendirilmesi gerekip gerekmediği araştırılmalıdır. Uygulamada bir çok konunun disiplin soruşturması yoluyla araştırılması gerektiği halde 4483 Sayılı Yasanın uygulandığı görülmektedir.

5-Yetkili mercii kendisine ulaşan ihbar ve şikayetlerle ilgili “araştırılması gerekiyorsa ön inceleme ve disiplin
soruşturması yapılması” şeklinde onay vermiş ise bu takdirde yapılan araştırma/inceleme sonunda varılan kanaate
göre görevli kişi/muhakkik tarafından;
a) “Araştırma Raporu” düzenlenerek dosyanın işlemden kaldırılması istenebilir.
b) “Ön İnceleme Raporu” düzenlenerek karar verilebilmesi için bir teklif getirilebilir.
c) “Disiplin Soruşturma Raporu” düzenlenerek disiplin yönünden ilgili memur hakkında ceza teklifinde bulunulabileceği
gibi disiplin suçu tespit edilemediği durumda dosyanın işlemden kaldırılması da istenebilir.
Yani yukarıda belirtilen şekilde verilen bir onayda mutlaka ön inceleme yapılacak diye bir kural yoktur. Üç seçenekten
birisi yapılabilir.

6-Yetkili mercie ulaşan konu tamamen disiplini ilgilendiriyor ise bu takdirde, ilgili memur hakkında araştırma veya ön
inceleme emri verilmeksizin doğrudan “Disiplin İncelemesi veya Disiplin Soruşturması Emri” verilmesi gerekir. Eğer
muhakkik emir üzerine disiplin incelemesi yapıyor ise bu takdirde, inceleme sonunda düzenleyeceği “Disiplin İnceleme Raporu” ile dosyanın işlemden kaldırılmasını teklif edebilir.

Eğer muhakkik disiplin soruşturması yapıyor ise yani kendisine disiplin soruşturma emri verilmiş ise, yaptığı
soruşturmanın sonucuna göre düzenleyeceği “Disiplin Soruşturması Raporu”nda ya disiplin cezası teklifinde
bulunabilir veyahut dosyanın işlemden kaldırılmasını isteyebilir.

Tamamen disiplini ilgilendiren ihbar ve şikayetlerde de “dilekçede bulunması zorunlu şartlar” aranmalıdır. Yani,
bulunması zorunlu şartları taşımayan dilekçeler disiplin yönüyle de işleme konulmayabilir. Bunun için de yine bir “
İşleme Konulmama Onayı”nın alınması gerekmektedir. (3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun
4. ve 6. maddeleri gereği )


4483 Sayılı Yasa kapsamına giren suçlar nasıl ayırt edilecektir?

Daha önce yürürlükte bulunan Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu (MMHK)görevden doğan ve görev sırasında
işlenen suçların tümünü Yasa kapsamına almakta iken 4483 sayılı Yasa, kamu görevlilerinin işlemiş oldukları
eylemlerden dolayı ancak görevlerinden doğan suçları yasa kapsamına almış,görev sırasında işlenen ancak görevle
ilgili olmayan suçlar yasa kapsamına alınmamıştır. Uygulamada, görevden doğan suçlar ile görev sırasında işlenen
suçlar her zaman kolayca ayrılamamaktadır. Çoğu kez iki suç içiçe geçmiş olarak karşımıza çıkar ve karışıklıklara ve tartışmalara yol açar. Bu yasanın istisnasını oluşturan 3628 Sayılı Yasa ile bir çok suç 4483 Sayılı Kanunun kapsamı
dışına çıkartıldığı halde, 4483'de bu istisnanın getirilmesi işlemlerin yürütülmesinde tereddütlere yol açmaktadır.
Özellikle soruşturmayı yürütenler bu hususa çok dikkat etmeli önce bu durumu tespit ederek soruşturmaya başlamalıdır.


4483 sayılı Kanun uyarınca yetkili mercilerce verilen soruşturma izni kararlarına karşı “idari yargı”da iptal davası
açılabilir mi? Soruşturma izni kararları geri alınabilir mi?

4483 sayılı Kanun uyarınca yetkili mercilerce verilen soruşturma izni (soruşturma izni verilmesi veya soruşturma izni verilmemesi) kararlarına karşı “idari yargı”da iptal davası açılması mümkün değildir. Ancak soruşturma izni verilmemesi kararlarına karşı, Cumhuriyet Başsavcılığı ve varsa şikayetçi; soruşturma izni verilmesine ilişkin kararlara karşı ise,
hakkında soruşturma izni verilen memur veya diğer kamu görevlisinin ilgilerine göre bölge idare mahkemesi veya
Danıştay 2. Dairesine itirazda bulunma hakları mevcuttur.
4483 sayılı Kanun uyarınca yetkili mercilerce verilen soruşturma izni kararları da (soruşturma izni verilmesi veya
soruşturma izni verilmemesi) tıpkı ön inceleme izni kararları gibi geri alınamazlar

Kerim DEMİR(Ilgaz Nüfus Müdürü)


 

4483 SAYILI MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI HAKKINDA KANUNUN UYGULANMASI

 

1-Olayın Yetkili Mercie İletilmesi (Ulaşması) Şekilleri

Olay (ihbar-şikayet) yetkili mercie aşağıdaki şekillerde ulaşabilir.

1-Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından soruşturma izni talebi ile, (m.4)

2-Diğer makamlar tarafından iletilmesi, (m.4)

3-Memurlar tarafından iletilmesi, (m.4)

4-Diğer kamu görevlileri  tarafından iletilmesi, (m.4)

5-Yetkili merciin bizzat öğrenmesi. (m.5)

 

Yetkili Merciin Kendisine İletilen Olayı Değerlendirmesi–İşleme Konulmama Onayı – Verilebilecek Emir ve Düzenlenecek Rapor Türleri

Yetkili merci kendisine ulaşan ihbar ve şikayetler hakkında aşağıdaki maddelerde sayıldığı şekliyle hareket edebilir.

1-Cumhuriyet Başsavcılıklarından gelen soruşturma izni talepleri üzerine “Ön İnceleme Emri” verilir. (m.4)

Ancak, Cumhuriyet Başsavcılıklarından Kanunun kapsamı dışında bir konu hakkında soruşturma izni istenilmiş ise yetkili merci ön inceleme emri vermeden önce gerekçesini de belirtmek suretiyle bir üst yazı ile bu talebi iade edebilir. Örneğin; memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sırasında işledikleri ve görevleriyle ilgili olmayan hakaret, sövme, tehdit ve benzeri gibi suçlar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz. Bu tür suçların takibi genel hükümlere göre yetkili Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılır.

Bundan başka, Cumhuriyet Başsavcılıklarına da ulaşan konu, olay, iddia veya isnatların soyut ve genel nitelikte olmaması, ihbar ve şikayette kişi ve/veya olay belirtilmesi zorunludur. (m. 4)

İhbar veya şikayetlerin geçerli olabilmesi için gereken bu şartlar Cum-huriyet Başsavcılıkları tarafından titizlikle incelenmelidir. Nitekim Kanunun 4. maddesinin 4. fıkrası, bu şartları taşımayan ihbar ve şikayetlerin Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından işleme konulmayacağını ve bu durumun ihbar ve şikayette bulunana bildirileceğini emretmektedir. Bu sebeple Cumhuriyet Başsavcılıkları uygulamada kendilerine ulaşan ihbar ve şikayetleri, bu şartlar yönüyle incelemeden, hemen  soruşturma izni isteğini içeren bir üst yazı ile yetkili mercie göndermemelidirler. Aksi halde memurlar ve diğer kamu görevlileri aleyhine Kanunun  emretmediği şekilde adli yönden bir inceleme başlatılmış olmaktadır.

2-a) Diğer makamlar,

   b) Memurlar,

   c) Diğer kamu görevlileri tarafından iletilen veya

   d) Bizzat öğrenilen,

konu, olay, ihbar ve şikayetlerle ilgili yetkili merci, hemen ön inceleme emri vermek suretiyle ön inceleme başlatmak mecburiyetinde değildir.

Yukarıda sayılan şekillerde de yetkili mercie ulaşan konu ve olayların so-yut ve genel nitelikte olmaması, ihbar ve şikayette kişi ve/veya olay belirtilmesi zorunludur. (m. 4/3)

Yetkili merci, bu özellikleri taşımayan dilekçe veya yazıları işleme koymayabilir. Bunun için de yetkili merciden bir “İşleme Konulmama” onayının alınması gerekir.

Tekrar etmek gerekirse ihbar ve şikayetlerin işleme konulmaması ona-yının  alınabilmesi için iki unsur vardır.

-Konunun somut ve özel nitelikte olmaması yani soyut ve genel olması,

-İhbar ve şikayette kişi ile birlikte olayın da belirtilmemesi.

Soyut nitelikte olan, kişi ve konu belirtilmeyen şikayet veya ihbarlar hakkında yetkili merciden, 4483 sayılı Kanunun 4. maddesinin 3. ve 4. fıkraları ile Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun Uygulaması İle İlgili Olarak İçişleri Bakanlığınca Yürütülecek İşlemlere İlişkin Yönergenin 9. maddesi ve İçişleri Bakanlığı Hukuk Müşavirliğinin 28.03.2001 tarih ve 1176 sayılı yazısına istinaden “İşleme Konulmama Onayı” alınır ve durum ihbar veya şikayette bulunana bildirilir.

3- Yetkili merci ihbar ve şikayetlerin somut ve özel nitelikte olup olma-dığının, kişi ve/veya olay belirtilip belirtilmediğinin tespitini yaptıracağı bir “Araştırma” ile de isteyebilir. Bu durumda yetkili merci, Danıştay Birinci Dairesinin 17.04.2000 tarih ve E. 2000/29, K. 2000/59 sayılı kararına göre, bir “Araştırma Emri” verecektir.

Araştırma ile görevlendirilen kişinin düzenleyeceği “Araştırma Rapo-ru”nda getireceği teklife göre yetkili merci, ön inceleme emri vermeden dosyayı işlemden kaldırabilir. Yapılan araştırma sonunda konunun disiplini ilgilendirdiği anlaşılır ise araştırmacı tarafından yetkili merciden disiplin soruşturması açılması istenir. Konu ön incelemeyi gerektirir nitelikte ise yine araştırmacı tarafından düzenlenecek araştırma raporunda yetkili merciden emir verilerek ön incelemenin başlatılması talep edilir.

Araştırmanın ne kadar sürede bitirileceğine dair yazılı bir kural yoktur. Ancak, araştırma da ön incelemedeki süre emsal alınarak en geç (30) gün içinde bitirilmelidir.

4- Yetkili merci, konunun “Araştırılması ve Gerekiyorsa Ön İnceleme Yapılması” şeklinde de emir verebilir. Bu durumda, görevli kişi yaptığı araştırma/incelemenin sonucuna göre ya “Araştırma Raporu” veya “Ön İnceleme Raporu” düzenleyecektir.

Araştırma ve ön inceleme emrinin birlikte verilmesi durumunda süre, emrin verildiği tarihten itibaren başlar ve karar dahil (30) gündür.

Görevli kişi yaptığı araştırma/inceleme sonunda ön inceleme raporu düzen-lemeye karar vermiş ve olayın disiplini de ilgilendiren yönü var ise ayrıca bir disiplin soruşturma emri almaksızın ya düzenleyeceği ön inceleme raporunda disiplin ile ilgili de teklif getirebilir veya ayrı bir “Disiplin Soruşturma Raporu” düzenleyebilir. Bu takdirde ön inceleme görevlisi tarafından ayrı  bir disiplin soruşturma raporunun düzenlenerek ilgili evrakın da bu rapora eklenmesi daha uygun olur. Çünkü, adli yönü bulunan ön inceleme işlemleri ile disiplin işlemleri ayrı usulde yürüyecektir.

Tekrar edelim ki, sadece kendisine araştırma emri verilerek görevlen-irilmiş kişi doğrudan disiplin soruşturması raporu düzenlemeye yetkili değildir. Eğer disiplin suçu ile ilgili bir durumu yaptığı araştırmada tespit eder ise yukarıda ifade edildiği gibi yetkili merciden ilgili memur hakkında disiplin soruşturmasının açılmasını isteyecektir.

Yapılan araştırma veya ön inceleme sonunda olayın Kanunun kapsamı dışında olduğu anlaşılır ise görevli kişi tarafından “Tevdii Raporu” düzenlenecek ve dosya yetkili mercie sunulacaktır.

 

5- Yetkili merci kendisine ulaşan ihbar ve şikayetlerle ilgili konunun “araştırılması gerekiyorsa ön inceleme ve disiplin soruşturması yapılması” şeklinde emir vermiş ise bu takdirde yapılan araştırma/inceleme sonunda varılan kanaate göre görevli kişi/muhakkik tarafından;

a) “Araştırma Raporu” düzenlenerek dosyanın işlemden kaldırılması is-tenebilir.

b) “Ön İnceleme Raporu” düzenlenerek karar verilebilmesi için bir teklif getirilebilir.

c) “Disiplin Soruşturma Raporu” düzenlenerek disiplin yönünden ilgili memur hakkında ceza teklifinde bulunulabileceği gibi disiplin suçu tespit edilemediği durumda dosyanın işlemden kaldırılması da istenebilir.

6- Yetkili mercie ulaşan konu tamamen disiplini ilgilendiriyor ise bu takdirde, ilgili memur hakkında araştırma veya ön inceleme emri verilmeksizin doğrudan “Disiplin İncelemesi veya Disiplin Soruşturması Emri” verilmesi gerekir. Eğer muhakkik emir üzerine disiplin incelemesi yapıyor ise bu takdirde, inceleme sonunda düzenleyeceği Disiplin İnceleme Raporu” ile dosyanın işlemden kaldırılmasını teklif edebilir. Eğer muhakkik disiplin soruştur-ması yapıyor ise yani kendisine disiplin soruşturma emri verilmiş ise, yaptığı soruşturmanın sonucuna göre düzenleyeceği “Disiplin Soruşturması Raporu”nda ya disiplin cezası teklifinde bulunabilir veyahut dosyanın işlemden kaldırılmasını isteyebilir.

Tamamen disiplini ilgilendiren ihbar ve şikayetlerde de “dilekçede bulunması zorunlu şartlar” aranmalıdır. Yani, bulunması zorunlu şartları taşımayan dilekçeler disiplin yönüyle de işleme konulmayabilir. Bunun için de yine bir “İşleme Konulmama Onayı”nın alınması gerekmektedir. (3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun 4. ve 6. maddeleri gereği )

İzin Vermeye Yetkili Merciler

Kanunun 3. maddesinde sayılan istisnalar hariç, ilde ve merkez ilçede vali, ilçede kaymakam, bölge düzeyinde teşkilatlanan kurum ve kuruluşlarda görev yapan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında, görev yaptıkları ilin valisi izin vermeye yetkili mercidirler. (m.3)

Maddede izin mercileri sıralanırken, yetkiyi kullanacak belli unvanlara sahip kişilerden söz edildiğinden, yetkinin kişilere bağlı münhasır yetki olduğu kuşkusuzdur. Kişiye bağlı bu yetkinin de bizzat kullanılması zorunludur.

İzin vermeye yetkili mercilerin yokluklarında ise bu yetki vekilleri tarafından bizzat kullanılır. (m.3)

Yetkili merciin saptanmasında, memur veya kamu görevlisinin suç tarihindeki görevi esas alınır.(m.3) Kanunun  bu hükmü ile memur ya da diğer kamu görevlisinin suçun işlendiği tarihte fiilen görevli olduğu yerin yetkili merciinin soruşturma izni vermesi sağlanmış, böylece işlendiği iddia edilen bir suçtan sonra yer veya görev değişikliği nedeni ile izin mercii konusunda çıkması olası sorunların önlenmesi yoluna gidilmiştir.

 

Ast memur ile üst memurun aynı fiile iştiraki halinde izin, üst memurun bağlı olduğu merciden istenir. (m.3)

“Kanunun 9. maddesinin 3. fıkrasında soruşturma izni verilmesine ya da verilmemesine ilişkin kararlara karşı yapılacak itiraza bakacak idari yargı mercilerinin belirlenmesinde de üçüncü maddedeki sıralama esas alındığından, üst mercilerin alt mercilere ait izin yetkisini kullanmaları halinde aynı görevliler hakkında soruşturma izni verecek merciler ile itirazları inceleyecek merciiler değişecek, bu da yasaya aykırılık oluşturacaktır.

Bu nedenle, 3046 ve 3056 sayılı yasaların ilgili hükümlerinden hareketle başbakanın ve bakanların, teşkilatlarının en üst amiri oldukları ve teftiş kurul-larının başbakan ve bakan emri veya onayı üzerine teftiş, inceleme ve soruş-turma yapma görevleri bulunduğu gerekçesiyle üst mercilerin alt mercilere ait izin yetkisini kullanabileceklerini kabul etmek olanaklı değildir. (Danıştay Birinci Dairesinin E. 2000/29, K. 2000/59 sayılı kararı).

Örneğin; bakan, valinin; vali, kaymakamın izin vermeye yetkili olduğu memurlar hakkında soruşturma kararı veremez. Bunun tersi de mümkün değil-dir. Ancak burada şunu özellikle belirtmek gerekir ki, üst merci ast merciye ait olan ön inceleme emri verme yetkisini kullanabilir. Mesela; bakan, valinin; vali, kaymakamın soruşturma izni kararı vermeye yetkili olduğu memurlar hakkında ön inceleme emri verebilir. Bu husus üst merciin amirlik statüsünden, bürokratik işleyişten ve uygulamadan kaynaklanan bir mecburiyettir. Ancak bu takdirde, ön incelemeyi tamamlayan görevlinin hazırladığı rapor, emri veren makam tarafından karar verilmek üzere “soruşturma izni kararı vermeye yetkili merciye” gönderilecektir. Uygulamada, çoğu kez ilçelerde inceleme yapacak personelin bulunmaması sebebi ile ön inceleme emirleri valiler tarafından verilmekte ve incelemeyi müteakip düzenlenen ön inceleme raporu ve dosya karar verilmek üzere kaymakamlığına gönderilmektedir.

Kanunun 3 üncü maddesinin (d) bendinde yer alan “en üst idari amir” deyimi ile ilgili olarak Danıştay’ın istişari kararında; ... Yasalarımızda ve diğer düzenleyici metinlerde “en üst idari amir” tanımlanmamıştır. 3046 sayılı yasa-nın 21 inci maddesine göre bakan, bakanlık kuruluşunun en üst amiridir. 4483 sayılı yasanın 3 üncü maddesinin (d) bendinde “en üst idari amir” deyimi kul-lanıldığına göre, bu deyimin siyasi otoriteyi temsil eden bakandan sonra ge-len ve idari otoritenin en üst noktasında bulunan, Başbakanlıkta Başba-kanlık Müsteşarını, Bakanlıklarda Bakanlık Müsteşarlarını ifade ettiği an-laşılmaktadır. İlgili ve bağlı kuruluşlarda ise müsteşarlar, genel müdürler ve kurum başkanlarının “en üst idari amir” olduğu kuşkusuzdur, denil-mektedir. (Danıştay Birinci Dairesinin E. 2000/29, K. 2000/59 sayılı kararı).

Ön İnceleme Onayının (Emrinin) Kapsamı

Her farklı suçta yeniden izin alınması zorunludur. (m.

Ön inceleme onayının kapsamını ön inceleme onayında belirtilen ihbar, şikayet veya iddia konusu olaylar ile bunlara bağlı olarak ön inceleme sırasında ortaya çıkacak konular oluşturur.

Ön inceleme onayında belirtilenlerden başka memur ve diğer kamu gö-revlilerinde iddia konusu olaylara katıldıklarının inceleme sırasında anlaşılması halinde yeni bir inceleme onayı alınmaksızın bu kişiler ön incelemeye dahil edilirler.

Ön inceleme sırasında, ön inceleme onayında belirtilen olay ve konudan tamamen ayrı veya farklı bir suç olarak nitelendirilebilecek bir fiil veya işlem tespit edildiğinde, bu konu yazılı olarak  yeni bir ön inceleme başlatılmak üzere yetkili mercie bildirilir.

Örneğin; memur Taşkın hakkında (A) konusu ile ilgili bir ön inceleme başlatılmıştır. Yapılan inceleme sırasında memur Taşkın’ın (B) konulu bir fiili daha tespit edilmiştir. Bu taktirde ön inceleme görevlisi memur Taşkın’ın (B) fiilini incelemeye yetkili olmadığından yeniden ön inceleme başlatılması hususunu yetkili mercie bildirmek durumundadır.

Başka bir örneği ele alırsak; Memur Taşkın hakkında (A) konusu ile ilgili bir ön inceleme başlatılmıştır. Yapılan inceleme sırasında aynı konu veya fiile memur  Coşkun ve Aşkının da dahil olduğu tespit edilmiştir. Bu takdirde, ön inceleme görevlisi “konuyu incelemeye yetkili olduğundan” yeni bir ön ince-leme emri almaksızın inceleme sonunda düzenleyeceği ön inceleme raporunda memur Taşkın’ın yanısıra diğer memurlar Coşkun ve Aşkın hakkında da karar verilmesi için yetkili mercie teklif getirebilecektir.

İzin verilmeme kararından sonra aynı olay hakkında yeni delillerin elde edilmesi halinde, yetkili merciin, yeniden ön inceleme yaptırarak sonucuna göre karar vermesi uygun olacaktır.

Ön İnceleme

Ön inceleme yetkili merci tarafından bizzat ya da görevlendireceği bir  inceleme elemanı vasıtasıyla yapılır. (m. 5)

İçişleri Bakanlığı Hukuk Müşavirliğinin 13.07.2001 tarih 3356 sayılı görüş yazısında; “1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanunu hükümlerine göre bir kaymakamın vali yardımcılığına atanmasının atama yönünden denk bir görev, fakat hiyerarşik açıdan bir üst göreve atanma ve vali yardımcılığının kayma-kamlıktan bir üst görev niteliğinde olduğu değerlendirilmektedir.” denilmek suretiyle kaymakamlar hakkında vali yardımcılarının ön incelemeci olarak görevlendirileceği ifade edilmiştir.

İnceleme elemanları bakanlık müfettişleri ile kendilerini görevlendiren merciin bütün yetkilerine haizdirler. (m.6)

Danıştay’ın bir kararında, ön inceleme ile görevli kişilerin görevden uzak-laştırma kararı verme yetkilerinin bulunup bulunmadığı hususu tartışılmıştır. Bu kararda; “Görevden uzaklaştırma kararı idari bir işlemdir. Ön inceleme ile ilgili görevli kişilerin 657 sayılı Kanunun 138. maddesinde sayılan kişilerden olması durumunda görevden uzaklaştırma kararını verebilmeleri doğaldır. Ancak, ön inceleme ile görevli kişilerin 657 sayılı Kanunun 138. maddesinde sayılan kimselerden olmamaları durumunda,  kişilerin, münhasıran 4483 sayılı Yasa kapsamında bir suçun açığa çıkarılması amacına yönelik işleri yapmaya yetkili olmaları nedeniyle idari bir işlem olan görevden uzaklaştırma

kararını vermeye yetkilerinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır,” denilmektedir. (Danıştay Birinci Dairesinin 17.04.2000 tarih ve E. 2000/29, K. 2000/59 sayılı istişari kararı)

Birden fazla kişi tarafından ön inceleme yapılırsa, elamanlar aralarından birini başkan seçerler. (m.5) 

Karar Verme Süresi

Yetkili merci Kanuna göre suçun öğrenilmesinden itibaren ön inceleme dahil (30) gün içerisinde kararını verir. Zorunlu hallerde bir defaya mahsus en fazla (15) gün süre uzatımı yapılabilir.

Danıştay Birinci Dairesinin 17.04.2000 tarih ve E. 2000/29, K. 2000/59 sa-yılı istişari kararına göre, sürenin başlangıcının ön inceleme emrinin verildiği tarih olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

Kanaatimizce, emrin verildiği tarihte incelemenin bir aylık süre içerisinde bitmeyeceğinin anlaşılması halinde yetkili merci tarafından (15) günlük ek süre baştan verilebilir.

Sürenin her hangi bir sebeple aşılması halinde dahi yetkili merci olumlu veya olumsuz bir karar vermek zorundadır.

Karar

Ön inceleme ile görevlendirilen kişiler, incelemelerinin sonucunu bir rapor ile izin vermeye yetkili mercie sunacaklardır.

Yetkili merci ön inceleme raporu üzerine soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine karar verir. Bu kararlar gerekçeli olmak zorundadır. (m.6)

Ölüm, af, zaman aşımı ve benzeri olayların olması halinde gerekçesi ile birlikte soruşturma izni verilmemesine karar verilecektir.

Soruşturma izni, şikayet, ihbar veya iddia konusu olaylar ile bunlara bağlı olarak soruşturma sırasında ortaya çıkabilecek konuları kapsayacaktır. Verilen izin üzerine Cumhuriyet Başsavcısının yapacağı hazırlık soruşturmasında işi geciktirecek sorunlarla karşılaşılmaması için yetkili merciin soruşturma izninde, olayı gerçekleştirdiği ileri sürülen kişilerin kimler olduğu ve bunların işledikleri iddia olunan fiillerin neler olduğu açıkça yazılmalıdır.

Kararın Tebliği

Yetkili merci, soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararını Cumhuriyet Başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur ve diğer kamu görevlisine ve varsa şikayetçiye bildirir (m.9). İtiraza konu kararlar ilgililere Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca tebliğ edilmelidir.

İzin verilmemesine ilişkin tüm kararlar Cumhuriyet Başsavcılığına bildi-rilecektir. Cumhuriyet Başsavcılığının ön inceleme evrakını görmeden yalnızca izin verilmeme kararını inceleyerek itiraz hakkını kullanması mümkün olama-yacağından, kararların ön inceleme evrakı ile birlikte Cumhuriyet Başsav-cılığına gönderilmesi gerekmektedir. (Danıştay Birinci Dairesinin E. 2000/29, K. 2000/59 sayılı kararı)

Tebligat yapılacak Cumhuriyet Başsavcılığı hazırlık soruşturmasını yürütmeye yetkili Cumhuriyet Başsavcılığıdır (m.12). Bunlar;

a) Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, TBMM Genel Sekreteri, Müsteşarlar ve Bakanlar Kurulu Kararı ile atanan memur ve diğer kamu görevlileri ile Büyük Şehir Belediye Başkanları hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcıvekili,

b) Ortak kararla veya Başbakanın onayı ile atanan memurlar ve diğer kamu görevlileri, il ve ilçe belediye başkanları, ilçe idare şube başkanları hakkında İl Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcıvekili,

c) Diğerleri hakkında genel hükümlere göre yetkili ve görevli Cumhuriyet Başsavcılığıdır.

Örneğin; bölge düzeyinde hizmet eden ve görev alanı birden fazla mülki birim sınırını ilgilendiren ve görevleri gereği devamlı hareket halinde olan bölge trafik görevlileri hakkında soruşturma izni kararı suçu işleyen görevlinin bağlı olduğu birimin bulunduğu ilin Valisi tarafından verilecek ancak tebligat suçun işlendiği yer (memurun bağlı olduğu birimin bulunduğu) Cumhuriyet Başsavcılığına yapılacaktır.

Bundan başka yukarıda ifade edildiği gibi, ilçe idare şube başkanı olan görevliler hakkında soruşturma izni kararı ilçe Kaymakamınca verilecek ancak tebligat il Cumhuriyet Başsavcılığına yapılacaktır.

Soruşturma izni istemeye yetkili Cumhuriyet Başsavcılıkları ile tebligat yapılacak Cumhuriyet Başsavcılıkları zaman zaman karıştırıldığından uygula-mada bu hususa özellikle dikkat edilmelidir.

Karara İtiraz

Gerekçeli kararın, Cumhuriyet Başsavcılığına, memura veya diğer kamu görevlisine ve varsa şikayetçiye tebliğ edileceği yukarıda ifade edilmiştir. (m. 9)

a) Soruşturma İzni Verilmesine ilişkin karara karşı, memur ve diğer kamu görevlisi,

b) Soruşturma İzni Verilmemesine ilişkin karara karşı, Cumhuriyet Başsavcısı veya şikayetçi  itiraz edebilir. (m. 9)

Burada şunu özellikle vurgulamak gerekir ki; her şikayetçi karara itiraz etme hakkına sahip değildir. Danıştay’ın ve Bölge İdare Mahkemelerinin muhtelif kararlarında bu husus özellikle vurgulanarak, şikayetçinin karara itiraz etme ehliyetinin varlığı aranmaktadır. Karara itiraz etme ehliyetine sahip şikayetçi; eylemin mağduru konumunda bulunan şikayetçidir. Eylemin mağduru konumunda olmayan ve o eylemden dolayı şahsi olarak her hangi bir zarara uğramayan şikayetçi muhbir şikayetçi sıfatına sahip oldu-ğundan dolayı karara itiraz etme hakkına ve ehliyetine sahip değildir. Hukukumuzda Kamu adına şikayet hakkı ve ehliyeti ve kamu adına suçun tespiti ve suçlunun takibi Cumhuriyet Başsavcısına verilmiştir. Bu sebeple memurun eyleminden şahsi olarak mağdur olmayan şikayetçi kamu adına şikayette bulunduğunu dilekçesinde iddia etse bile, yapılan inceleme sonunda yetkili merciin kararı kamu adına suçu tespit ve suçluyu takip görevi bulunan Cumhuriyet Başsavcısına tebliğ edildiğinden kamu adına itiraz hakkı da Cumhuriyet Başsavcısına geçmektedir. Aksi halde Danıştay ve Bölge İdare Mahkemeleri verdikleri kararlarda, mağdur müşteki konumunda olmayan şikayetçinin/lerin itirazını “ehliyetsizlik yönünden ret” etmektedirler.

Bu durumda olan yani suçun mağduru durumunda bulunmayan şika-yetçi/ler, verilen kararda “muhbir” olarak yazıldıkları takdirde kanunen kendi-lerine tebligat yapılması mecburiyeti ortadan kalkar. Demek ki, yetkili merciin verdiği karar eylemin mağduru olmayan şikayetçiye tebliğ edilmiş olsa bile bu bilgilendirme mahiyetindedir.

Karara İtiraz Süresi ve Usulü

İtiraz süresi yetkili merciin kararının ilgiliye tebliğinden itibaren (10) gündür. (m.9)

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 4. maddesinde Danıştay ve İdare Mahkemelerinde açılacak davalarda (itirazlarda) dilekçelerin verileceği yerler sayılmıştır. Buna göre dava dilekçeleri;

-Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlığına,

-Bunlara gönderilmek üzere İdare ve Vergi Mahkemesi Başkanlıklarına,

-İdare ve Vergi Mahkemesi bulunmayan yerde Asliye Hukuk Hakimliğine,

-Yabancı memleketlerde Türk Konsolosluklarına,

verilebilir.

Bunlardan başka, 4483 sayılı Kanunla ilgili itirazların kararı veren yetkili mercie de  yapılması mümkündür.

Farzedelim ki, hakkında inceleme yapılan memur soruşturma izni veril-mesine dair karar aleyhine itiraz süresi içerisinde Bölge İdare Mahkemesine gönderilmek üzere Asliye Hukuk Hakimliğine dilekçe vermiştir. Asliye Hukuk Hakimliği, dilekçeyi kayda alarak Bölge İdare Mahkemesine göndermiştir. Memurun yaptığı bu itirazdan yetkili merciin haberi olamayacağından kararın memura tebliğ tarihinden itibaren 10 gün geçtikten sonra dosya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilebilir. Cumhuriyet Başsavcılığı da itiraz edilen bu dosya ile ilgili hazırlık soruşturmasına başlamakla karşı karşıya  gelebilir. Daha sonra İdare Mahkemesi incelenmek üzere dosyayı yetkili merciden isteyecektir. Bütün bunlar karışıklığa meydan verebilecektir.

Bundan dolayı karışıklığa meydan vermemek ve itiraz halinde, sü-renin verimli kullanılmasını sağlamak bakımından itirazların kararı veren yetkili mercie yapılmasının uygulama olarak kabul edilmesi gerekmek-tedir. Hatta karara karşı itiraz edilecek ise bunun kararı veren mercie yapılması gerektiği hususu kararın tebliği yazısında ilgiliye hatırlatılmalıdır.

İtiraz Mercii (Mahkemesi)

a) Kanunun 3. maddesinin (e), (f), (g), (Cumhurbaşkanınca verilen izin hariç ) ve (h) bentlerinde sayılanlar için Danıştay İkinci Dairesi,

b) Diğer memur ve kamu görevlileri için yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu Bölge İdare Mahkemesidir. (m.9)

İtirazı İnceleme Süresi

İtirazlar, öncelikle incelenir ve yetkili mahkeme tarafından en geç (3) ay içinde karara bağlanır. İtiraz üzerine mahkemelerin verdiği kararlar kesindir. (m.9)

Soruşturma İznine Dair Dosyanın Gönderileceği Merci

(Yetkili Başsavcılık)

Soruşturma izninin verilmesine dair kararın itiraz edilmeden kesinleşmesi ya da soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı yapılan itirazın kabulü üzerine dosya derhal görevli ve yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. (m.11)

Uygulamada itiraz üzerine, itirazı incelemeye yetkili mahkemeler; ön inceleme raporu ve eki belgelerin, memur ve diğer kamu görevlisine isnat edilen suçtan dolayı Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlık soruşturması  yapıl-masını gerektirecek nitelik ve yeterlikte olduğunu anladıklarında, hakkında soruşturma izni verilmesine karar verilen memurun ya da diğer kamu gö-revlisinin yaptığı itirazı ret ederek dosyayı Kanunun 11. maddesine göre doğ-rudan ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına göndermektedirler.

Hazırlık soruşturmasını yapacak merciler (m.12):

a) Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, TBMM Genel Sekreteri, müsteşarlar ve Bakanlar Kurulu kararı ile atanan memur ve diğer kamu görevlileri ile büyükşehir belediye başkanları hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcıvekili,

b) Ortak kararla veya Başbakanın onayı ile atanan memurlar ve diğer kamu görevlileri, il ve ilçe belediye başkanları, ilçe idare şube başkanları hakkında İl Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcıvekili,

c) Diğerleri hakkında genel hükümlere göre yetkili ve görevli Cumhuriyet Başsavcılığıdır.

Hazırlık Soruşturması Sırasında Hakim Kararı Gerekmesi Hali

Hazırlık soruşturması sırasında hakim kararı alınmasını gerektiren husus-larda;

a) 12. maddenin (a) bendinde sayılanlar için, Yargıtay’ın ilgili ceza daire-sine,

b) 12. maddenin (b) bendinde sayılanlar için, İl Asliye Ceza Mah-kemesine,

c) Diğerleri için genel hükümlere göre yetkili ve görevli Sulh Ceza Haki-mine başvurulur.

Davaya Bakmaya Yetkili ve Görevli Mahkeme

Davaya bakmaya yetkili ve görevli mahkeme (m.13);

a) 12. maddenin (a) bendinde sayılanlar için Yargıtay’ın ilgili ceza dairesi,

b) 12. maddenin (b) bendinde sayılanlar için İl Ağır Ceza Mahkemesi,

c) Diğerleri için genel hükümlere göre yetkili ve görevli mahkemedir.

Bu kanun kapsamındaki suçların iştirak halinde işlenmesi durumunda memur olmayan, memur olanla; ast memur, üst memurla aynı mahkemede yargılanır. (m.l0)

Cumhuriyet Başsavcılığınca Re’sen Dava Açılacak Haller

Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkındaki ihbar ve şikayetlerin garaz, kin veya mücerret hakaret için uydurma bir suç isnadı suretiyle yapıldığı,

a) Hazırlık soruşturması sonucunda anlaşılırsa (takipsizlik kararının veril-mesi) veya

b) Yargılama sonucunda sabit olursa (beraat kararı ),

haksız isnatta bulunanlar hakkında yetkili ve görevli Cumhuriyet Başsav-cılığınca re’sen soruşturmaya geçilir. (m.15)

Memur ve  Diğer Kamu Görevlisinin Kamu Davası Açılmasını Talep

ve Tazminat Hakkı

a) Memurlar ve diğer kamu görevlileri, haklarındaki ihbar ve şikayetlerin garaz, kin veya mücerret hakaret için uydurma bir suç isnadı suretiyle yapıldı-ğının hazırlık soruşturması sonucunda anlaşılması halinde veya yargılama sonucunda sabit olması durumunda, haksız isnatta bulunanlar hakkında kamu davası açılması için Cumhuriyet Başsavcılığına başvurabilirler.

b) Memurlar ve diğer kamu görevlileri yukarıda sayılan durumlarda, haksız isnatta bulunanlar hakkında genel hükümlere göre tazminat davası da açma hakkına sahiptirler.

Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin haklarındaki ihbar ve şikayetlerin garaz, kin veya mücerret hakaret için uydurma bir suç isnadı suretiyle yapıldığı gerekçesi ile C. Başsavcılığına müracaat ederek kamu davası açılmasını talep edebilmelerini kanun iki şarta bağlamıştır. Buna göre, memurlar veya diğer kamu görevlileri haklarında verilen soruşturma izni verilmesi kararının kesin-leşmesinden sonra C. Başsavcılıkları tarafından başlatılan hazırlık soruşturması sonucunda kamu davası açılmasına gerek olmadığı yani takipsizlik kararının verilmiş olması, ya da iddianame ile açılan kamu davasının lehlerine sonuçla-narak mahkemece beraat kararı verilmiş olması gerekir. Yetkili merci tarafından verilen ve “kesinleşen soruşturma izni verilmemesi kararı” üzerine memur, kamu davasının açılmasını isteme veya tazminat davası açma hakkına sahip değildir.

Uygulamada, memur lehine düzenlenen bu hakkın kullanılabilmesi oldukça zordur. Çünkü, çoğu kez memur hakkında işleme konulan şikayet ve ihbarlarda net olarak isim ifade edilmemektedir. Şikayetçisi tam olarak belli olmamakla birlikte işleme konulan veya yapılan inceleme sonunda isminin sahte olduğu anlaşılan şikayet ve ihbar dilekçelerinde, kamu adına şikayet hakkı C. Baş-savcılığına geçtiğinden hakkında kamu davası açılması istenilecek veya taz-minat davası açılacak bir muhatap (şikayetçi) bulunamamaktadır.

İlave Açıklamalar

a) 4483 sayılı Kanun memurlar ve diğer kamu görevlilerinin sadece görevleri sebebiyle işledikleri suçlara uygulanır. (m.1) Görevleri sırasında işledikleri suçlarda uygulanmaz. Doğaldır ki, memur veya diğer kamu görevlisi, görev yaptığı sırada görevi sebebiyle bir suç işlemiş ise bu kanuna tabi olacağı gibi görevleri sırasında olmasa bile görevi sebebiyle bir suç işlemiş ise yine bu kanuna tabi olacaktır. Ancak memur veya diğer kamu görevlisi görev yaptığı sırada olsun ya da olmasın görevi sebebiyle olmayan bir suç işler ise bu  durumda 4483 sayılı Kanundan istifade edemeyecektir.

Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sırasında işledikleri ve görevleriyle ilgili olmayan hakaret, sövme, tehdit ve benzeri gibi suçlar hak-kında bu kanun hükümleri uygulanmaz. Bu tür suçların takibi genel hükümlere göre yetkili Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılır.

Bundan başka, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu kapsamına giren suç çeşitlerinin (Gerçeğe Aykırı Mal Bildiriminde Bulunma, Süresi İçinde Mal Bildiriminde Bulunmama, Haksız Mal Edinme, Mal Kaçırma veya Gizleme, İrtikap, Rüşvet, İhtilas ve Zimmete Para Geçirme, Görev Sırasında veya Görevinden Dolayı Kaçakçılık, Resmi İhale ve Alım - Satımlara Fesat Karıştırmak, Devlet Sırlarının Açık-lanması veya Açıklanmasına Sebebiyet Verilmesi) takibi de genel hükümlere göre yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına aittir.

Hatırlanacağı üzere, yürürlükten kaldırılan MMHK, memur ve kamu görevlilerinin görevleri sırasında işledikleri suçlara da uygulanıyordu. Bunun kaldırılmış olması yeni kanun ile getirilen ve suç yönüyle kapsamı daraltan dikkat çekici bir değişiklik olmuştur.

b) Bu kanun kapsamına girse bile ağır cezayı gerektiren suçüstü hali genel hükümlere tabidir. (m. 2)

c) Bu Kanunun uygulanmasında vekiller, asillerin tabi olduğu usule tabidir. (m. 14)

d) Disiplin hükümleri saklıdır. (m.2)

e) Kanunlarda, yürürlükten kaldırılan Memurin Muhakematı Hakkında Ka-nunu Muvakkatın uygulanacağı belirtilen hallerde 4483 sayılı Kanun uygulanır. Örneğin; 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu istisnai olarak bazı memurlar için (Vali ve Kaymakam) yürürlükten kaldırılan MMHK’ya atıfta bulunuyordu. Şimdi ise bu atfı 4483 sayılı Kanuna yapılmış sayarak uygulayacağız. (m.16)      

f) 4483 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce MMHK hükümlerine göre başlatılmış bulunan işlemler yine MMHK hükümlerine göre sonuçlan-dırılacaktır. (Geç.m.1) MMHK’ya göre başlatılmış işlemden maksat, yetkili makamca memur ya da kamu görevlisi ile ilgili soruşturma emri verilip muhakkik görevlendirilmesinin yapılmış olmasıdır.

(İkinci Bölümdeki Yazı Sabri Başköy’e ait olup Türk İdare Dergisinden alınmıştır)

 

 

Sola Kaydır

Kerim DEMİR(www.kerimdemir.tr.gg)

 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=